Ne İstiyorsunuz İçimde koca bir fırtına koparken, dünya bana 'sakin ol' diyor. Peki ya bu yük? Taşımam gereken bu sessiz yükü kim koydu sırtıma? Ben mi istedim, her şeyin mükemmel olmasını? Ben mi istedim, herkese yetmeyi?
Bakıyorum da... İnsanlar gelip geçiyor. Biraz sevgi, biraz ilgi, biraz 'seni anlıyorum' alabilmek için kendimizi parçalıyoruz. Sonra? Sonra bir bakıyorsun, aldığın şey bir 'elveda'nın soğuk gölgesi sadece. Anıların yerini boşluklar alıyor. Sesler gidiyor, sessizlik kalıyor.
Ve ben bu sessizliğin içinde, kendi kalp atışlarımın gürültüsüne katlanmaya çalışıyorum. 'Güçlü ol,' deniyor. Peki, güçlü olmak, hissetmemek mi demek? Yoksa hissettiğin her şeye rağmen ayakta durmak mı? Bana öğretilen, sanki hissetmemekmiş gibiydi. Mükemmel, kusursuz, sağlam durmak.
Ama ben kırıldım. İçimden bir şeyler koptu. Ve şimdi, o kırık parçaları toplayıp da ne yapacağımı bilmeden, burada öylece duruyorum. Ağlamak mı? Gülmek mi? İçimdekileri kelimelere, renklere dökmek mi? Hangisi daha gerçek? Hangisi daha çok acıtır, hangisi daha çok iyileştirir, söyleyin bana!
Belki de en zoru, hiçbiri. Sadece durmak. Nefes alıp verdiğini bilmek ve beklemek. Fırtınanın dinmesini beklemek... Çünkü bazen, konuşmak bile o kadar yorucu ki... Sessizlik, tek gerçek sığınak gibi geliyor.