Gazi Salih ;
“ Üzülme hepimizin beyliğimize can borcu var. Ağabey bu borcu ödedi. Konan göçer, doğan ölür. Gelip geçici olmayan bir tek Allah’tır Osman beyim. Kimin nerede nasıl var eder yok eder onun orasını Allah bilir, karışmak olmaz. Benim de kardeşim şehit oldu kulaca Hisar’da biliyorsun
“ ey bu vatanın mukaddes şehidi! Ey kanıyla toprağa vatanlaştır olumsuz milletin olumsuz yiğidi! Ey yurt, millet ve din gibi Mukaddes mefhumlar için canını veren Savcı Bey!
Sanki Kayhanlı’nın gönlünde efsane, tarihine ebedi şansın, vatanımın bağında kutlu bir nişansın.
Sanki kanını akıtarak tarihimizi altın sayfalar yazdıran, Mukaddes davanın burcunda bayrağı dalgalandıran, gökkubbe ve yıldızları naaşının üstünde divana durduran, kahpe düşmanın zulmünü kıran ve en mühim bizlere vatanımızı kazandıran aziz şehitsin. Selam sana!”
Kuşun havalandığı yer kendi elimiz ise, dönüşünü beklemek, kendi isteğiyle uçtuğu düşüncesine inanmak inanmamak bir umudu umutsuzluğu içinde taşır. Kuş el deyken mi yoksa uçtuğunda mı uçurulduğunda mı güvende hisseder kendini? Kuşun duası bunları bilmeye yetecek mi? Sonsuzluk gibi uzayan yeşilin ufuk çizgisine ulaşmak için kanat vuran kuşun yüreği ne kadar hafiftir? Ve vurulan her kanatta yaklaşılan Ufuk çizgisi, biraz daha öteye giderse yürek ağırlaşmaz mı o gövdede?