….
Kim bilir kimin kirpiğinine,
Kim bilir kimin gözüne,
Toz rahatsız eder çünkü gözü,
Kim bilir hangi ölü,
Hangi hayal güle.
Toz, Seraptır.
Gül, toz içinde bir seraptır.
Toz zerresi her birimiz
Ve tozuttuk hepimiz.
Bıçağını kalbimden çek orada değilim, kan nedir dağı göğe çırpmış gidenler aşkta ölüm de içerdedir
Kimselere gitmek hiç kimse olmaktır çoğun, haz nedir ellerinin içini tut da sakla hatır ve hatırlamak içerdedir
Gözler gurbetse ten dönülmüş Sıla’dır, an ve mesafe nedir vaktin kadranı incinmişse akrep de yelkovan da içerdedir
…
…
…
Kalp ve küçük şeyler ancak susarak anlatılır, giz nedir vefa ve vasiyet cümlesi ise insan öl ve öl!ünlemi İçerdedir
Ah, adı Araklı da olsa her insan kendinin kazasıdır!
Şehir bana göre değil küçük kız.
Bu çaresizlik, bu et yığını.
Aslında ben ölmeliydim küçük kız. Burası bana göre değil.
Küçük kız, kardeşine söyle kirpiklerine mukayyet olsun.
O infilak Yüzüm kaldırmaz benim.
Üstelik cesur olmak için yaşım küçük daha yunusların kırılgan, yüzümdeki ecza beni terk müheyya. Rüyalarından tutup getirdiğin.
Bu ecza beni terk ederse yüzümü hangi toprak kanatır küçük kız.
Alnındaki çivileri iki darp ve Şedd ile gelen hangi kelime söker.
Kardeşine söyle kirpiklerine mukayyet olsun küçük kız. Yoksa ölebilirim.
Rüyalarında seni saklayanlara iyilikler dağıtmaya
Dünya bardaklarıyla çaylar içir ki
Küçük umutlar bağışlansın onlara,
Arada bir ölüme de uğra
(Ölümün varlığını ihmal etme)
Tekrar dönsen de buraya
Burada sakın beni unutma
Hatırla,
Sen bu yolun sonundasın daha
III.
Bir bir yürürlükten kaldırıp çürümüş devrimleri
En Gürbüz bir deve dikmek yerine taş senin
Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin