Furkan Macit

BIRGÜN
Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin,açıl Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini,bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum Gecelerden bir gece uyanırsın apansız Uzaklarda elemli,garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir sarı çiçek biterse Bil ki seni seviyorum @Ümit Yaşar OĞUZCAN@Hayati İNANÇ
Şiir
Reklam
Ben ağladım
Ben sevmeyi beceremedim belki de sevilmeyi Benim sevmeye engel evcil acılarım vardı.
İnsan ve Hayat
İnsan Aceleden Yaratılmıştır. ( okuma tavsiyesidir)
"İnsan endişeden yaratılmıştır" der Euripides Enbiya Suresi 37.ayette Allah "İnsan aceleden yaratılmıştır" der. İşte bu iki söz üzerine ne güzel yazılmış şu sözler: Acele ve endişe, aynı şeye mi işaret eder? İnsan, niye endişe eder, niye acele eder? Korkudan. Neyin korkusundan? Ölüm korkusundan. Ölmekten neden korkak insan? Akıbetinden mi? Noksanlıklarından mı? Yaşadıklarından mı? Yaşayamadıklarından mı? Bütün dünya bir acele içinde. Haberler, yıkımlar, icatlar, şirketler, devletler hepsi insan için olduğunu unutmuş, insandan ötede, insanı geçince başka bir şey bulacaklarmış gibi insanı görmeden, insana bakmadan, insanı unutmaya çalışarak koşuyorlar. Allah Ahzap suresi 72.Ayetinde; "Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler. Ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü; o çok zalimdir çok cahildir" diye buyurmuyor mu? Zalim kendine zalim, cahil kendine cahil. İnsanın neliğini insandan gayrı bilecek, ona öğretecek bir varlık var mı kâinatta? Sorduğumuz soruların cevabını bilen, Mars'ta hayat arayanların, gözlerinin önünde hayatlarının yok olmasına göz yummaları neden? Hiç tanımadığımız insanlara bağışlar gönderirken, komşumuzla selamlaşmamamız neden? İyiliği hep bizden uzakta başka bir alemde ararken, iyilikten kaçıyor muyuz? İyilik gözümüzün önünde değil mi? Sevindirecek bir çocuk, okşayacak bir hayvan, aynı sofrada oturacağımız bir garip. Halini hatırını soruyor muyuz eşimizin, evladımızın? En son ne zaman aradık annemizi, babamızı bir sahipsiz akrabamızı? Başkalarında gördüğünüzde gözümüzü dolduran nezaket, üzerimize mi yakışmıyor da imtina ediyoruz göstermekten? Gönül almak, gülümsemek ve selamlaşmak ne zaman sünnet olmaktan çıktı. Haklı olsak bile özür dilediğimiz için hangi mahkemede yargılayacaklar bizi. İNSAN
Alıntı
Sessizlik
Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda o sana kimsenin bilmediği gizli bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler ardında nice cennet bahçeleri var. Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. Sufi, dileği gerçekleşmediğinde de şükredendir. — Şems-i Tebrizi
Alıntı
Reklam