Dikiş tutmayan ilişkilere müptela olanlar bilirler, her giden kalın bir kireç tabakası bırakır kalpte.Gözyaşı öyle gözden aşağı akınca kireç yapmaz, gömleğinin yeniyle siler, üç kere sümüklerini çekersin.O kolay olanı.Fakat gözden içe doğru akınca çok pis oluyor, çaydanlık dibi gibi bembeyaz oluyor insanın içi…Sen daha çocukluğunu tozunu atamamışken, bir de kireç bağlıyorsun, ne fena.
Sana bir dost tavsiyesi, ruhundaki rutubeti keşfetmen zaman alır; fark ettiğinde , kollarını sıva , kendi çocukluğunu kendin temizleyeceksin.Perdeleri çek, tüller yıka, dünyaya açılan pencerenin camlarını sil.Çerçeveyi, duvarda bıraktığı ize aldırmadan sök yerinden, mutlu bir çocuk yüzü görene kadar, çeşmenin altında saatlerce yıka.
Bu dünyada anası babası hayatta olmayanlar var, bir de hayatta olup da yanında olmayanlar, yanında olup da umrunda olmayanlar var.Hepsi ayrı yara.Ama o son yokluk, çok büyük bir yokluktur insan hayatında, doldurulması kabil olmayan bir yokluk.