Sema Soykan ‘ın Keşke romanı, hem bilgilendiren hem de duygulandıran akıcı bir kitap.Derinlemesine araştırılmış üzerine emek verilmiş, araştırmaların kaynakları kitabın sonuna eklenmiş.Keşke, sadece bir roman değil; bir dönemin hafızası, emeğin ve bilginin önemini hatırlatan güçlü bir anlatı.
Kitap Türkiye’nin 1940-1980 yılları arasındaki tarihi süreçleri ele alırken bunun yanı sıra
Köy Enstitülerin kuruluş aşamasında yaşanan zorluklar, herkesin canla başla çalışması, yaşanan siyasi olaylar, bazı aydınlanmalar yaşanması…Ve bunların sonrasında ise enstitülerin kapanmasında yaşanan olaylara kadar bütün süreci bizlere aktarıyor.Osmanlı’dan Kurtuluş Savaşına, Birinci Dünya Savaşından, İkinci Dünya Savaşına,Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik, sosyal boyutuna kadar ele alan çok yönlü bir roman.
Hasan Ali Yücellerin, İsmail Hakkı Tonguçların,Mustafa Necatilerin, Saffet Arıkanların ve daha nicelerinin hikayesi Keşke…Bunların yanı sıra aile bağları, arkadaşlık, dostluk, sırlar , vefa ve aşk gibi birçok konuya da yer alıyor.
Fikret ve Sabia (diğer adıyla Nedret)Öğretmenle birlikte Köy Enstitülerinin kuruluşunun ilk gününden kapanışına kadar geçen sürece tanık oluyoruz.Kuruluş amaçlarına, ülkeye kattıklarına, gelişimine, köylüye-vatandaşa kattıklarına dair her şeyi Sabia’nın anılarından Fikret’in mektuplarından okuyoruz.
Ve Fikret ile Sabia’nın yıllara meydan okuyan sevdası.Birbirlerine karşı o kadar güzel, çıkarsız ve naif bir sevdaları var ki…
Fikret ve Nedret öğretmenin keşkelerle dolu yılları, Sahafçı Mehmet Doğan amcanın evlat acısı, avukat Tarık’ın baba özlemi, Doktor Sabia’nın gerçeklerle yüzleştiği kayıp yıllar, Leyla’nın ölümü, ötekileştirip yok sayılmasına rağmen; sadakati ve inancıyla cehaletin gölgesinden kurtulmayı başaran, cesur kadın Fatma.
Herkesin