Funda

Bu ada bizim için çok önemlidir…
10/10
·496 syf.··
2026 21. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 20:00
Keşke’den Belki’lere Belki,bir Kıbrıs romanı.Kıbrıs’ın unutulmaz tarihine şahit oluyoruz.Kıbrıs’ın 1958’de fikren 1963’te kalemle, 1974’teyse kanla yazılan tarihini, Kıbrıs’da Türklerin yaşadığı sıkıntıları anlatıyor. Belki kitabı sadece savaşın, göçün ve bölünmüşlüğün hikayesi değil; aynı zamanda insanların bu büyük kırılmalar karşısında nasıl değiştiğinin, nasıl ayakta kalmaya çalıştığının, bazen de sadece ‘belki’ diyerek tutunacak bir dal aradığının hikayesi… Tarihi olayların yanı sıra, roman karakterlerinin duygusal dünyasına da odaklanıyor.Aşk, umut, kayıp ve hüzün gibi evrensel temalar, yaşanan tarihi olaylarla birleşiyor. İngiliz Sarah’ın, Kıbrıs Türkü Sevgi’nin ve anavatandan gelen mücahit Yiğit’in kuşaklar boyunca iç içe geçen hikayesi. Terzi Süha,Zeynep Öğretmen, Zuhal(oğlu Murat), Sümer Öğretmen ve Tomris Hanım,Elena,Ahmet Saravi ,Osman Nuri- Öğretmen Belgin Hanım(oğlu doktor Sarp)Deniz, Gülten Tilki, Cemal ,Sarah (oğlu John Türk adı Can) ,Lena ve ailesi …her birinin içler acısı hikayeleri… Kitabın sonunda Sema Soykan bu kitabı yazmasının en büyük sebebinin Mustafa Kemal Atatürk’ün “ Bu ada bizim için çok önemlidir.” sözünün tesiriyle yazdığını belirtmiştir. **Umut tutunacak ‘belki’ ararmış.Biz de ‘ belki’ler mi bağladık umudumuzu? **İnsanlığın kaybolduğu yerdeysene adalet oluyor ne de huzur. **Belkisi olmaz kararlı insanın. **Vicdan varsa insanın yüreğinde, hangi milletten olursa olsun haksızlığa karşı duyarsız kalamaz. **Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele…(Nazım Hikmet) **Belkiler elinden bir şey gelmeyenlerin sığınağıdır. **Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. (Mithat Cemal Kuntay) **Tarih milletlerin hafızasıdır, kitaplar da tarihin hafızasıdır.Ve geleceğe bırakılan
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025596 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Keşke, özlem ya da pişmanlığın ifadesidir.
10/10
·500 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 23:13
Sema Soykan ‘ın Keşke romanı, hem bilgilendiren hem de duygulandıran akıcı bir kitap.Derinlemesine araştırılmış üzerine emek verilmiş, araştırmaların kaynakları kitabın sonuna eklenmiş.Keşke, sadece bir roman değil; bir dönemin hafızası, emeğin ve bilginin önemini hatırlatan güçlü bir anlatı. Kitap Türkiye’nin 1940-1980 yılları arasındaki tarihi süreçleri ele alırken bunun yanı sıra Köy Enstitülerin kuruluş aşamasında yaşanan zorluklar, herkesin canla başla çalışması, yaşanan siyasi olaylar, bazı aydınlanmalar yaşanması…Ve bunların sonrasında ise enstitülerin kapanmasında yaşanan olaylara kadar bütün süreci bizlere aktarıyor.Osmanlı’dan Kurtuluş Savaşına, Birinci Dünya Savaşından, İkinci Dünya Savaşına,Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi, ekonomik, sosyal boyutuna kadar ele alan çok yönlü bir roman. Hasan Ali Yücellerin, İsmail Hakkı Tonguçların,Mustafa Necatilerin, Saffet Arıkanların ve daha nicelerinin hikayesi Keşke…Bunların yanı sıra aile bağları, arkadaşlık, dostluk, sırlar , vefa ve aşk gibi birçok konuya da yer alıyor. Fikret ve Sabia (diğer adıyla Nedret)Öğretmenle birlikte Köy Enstitülerinin kuruluşunun ilk gününden kapanışına kadar geçen sürece tanık oluyoruz.Kuruluş amaçlarına, ülkeye kattıklarına, gelişimine, köylüye-vatandaşa kattıklarına dair her şeyi Sabia’nın anılarından Fikret’in mektuplarından okuyoruz. Ve Fikret ile Sabia’nın yıllara meydan okuyan sevdası.Birbirlerine karşı o kadar güzel, çıkarsız ve naif bir sevdaları var ki… Fikret ve Nedret öğretmenin keşkelerle dolu yılları, Sahafçı Mehmet Doğan amcanın evlat acısı, avukat Tarık’ın baba özlemi, Doktor Sabia’nın gerçeklerle yüzleştiği kayıp yıllar, Leyla’nın ölümü, ötekileştirip yok sayılmasına rağmen; sadakati ve inancıyla cehaletin gölgesinden kurtulmayı başaran, cesur kadın Fatma. Herkesin
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20212,026 okunma
10/10
·368 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 22:45
UNUTMA DERSLERİ Gerçekten unuttuğumuz şeyleri mi geride bırakıyoruz, yoksa hatırlamaya cesaret edemediklerimiz mi? Yazarın kalemi ile ilk kez tanıştım.Dili öyle akıcı ve yalın ki okurken kendinizi kaptırıyorsunuz. Kitap bir kadının unutmak için çıktığı yolda aslında kendini hatırlayışının hikayesi.Adının tersine hatırlamanın ağırlığını da unutuşun hafifliğini de aynı anda hissettiriyor. Baş karakterimiz ,Feribe evli bir kadın ve yaşadığı yasak bir aşkın acısını çekiyor ve bunu unutamadığı için Mazi İmha Merkezine( MİM ) başvuruyor.Mazi İmha Merkezi değişik bir tedavi yöntemi uyguluyarak maziyi unutmayı değil ama kabul ettirmeyi amaçlayan bir merkez. Mazi İmha Merkezi Derslerinde ; İlk ders : Hatırlamak İkinci ders : Yas Tutmak Üçüncü ders : Affetmek Dördüncü ders : Geleceğe bakmak Kitap sonuç olarak bize; unutmak diye bir şeyin olmadığını ancak daha az hatırlayabileceğimizi gösteriyor.Yaşanılan şey unutulmaz. Özlem, aşk acısı, suçluluk, öfke ,çocukluğun izleri, üzüntü gibi daha birçok duyguyu hissedebileceğiniz bir kitap. **Bir yanlışı, sırf güzel olduğu için sevebilir insan. **Aşk, kazanmayı planladığınız değil, kaybetmeyi göze aldığınız şeylerin toplamıdır. **Ve yarım kalan her şey sonsuzluğa uzardı. **Her şeyin eninde sonunda geçeceğini bilmek, bir yandan şefkatli bir sığınak, bir yandan da karanlık bir mezardı. **Galiba bir acı, evvela susarak, sonra konuşarak ve en nihayetinde ölüler gibi sessizce mezara konarak çekiliyordu.Ölüler ve acılar birbirine benzer zaten, aşırı benziyordu. **Dünya, insan tercihlerini pahalıya ödeten bir yerdi. **Geçmiş bazen de biten bir şey çünkü, evet.Neyi bir ömür yanınızda taşımak istediğiniz , kalbinizi kimlere emanet edeceğiniz tamamen size kalmış.Kendinize neyi reva gördüğünüz de öyle. **Hayat hata yapmaktan korkmak için
Unutma DersleriNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20255,5bin okunma
Her şey mucize, sen bakmayı bilirsen…
10/10
·246 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 13:21
Yavaşla , Kemal Sayar ile tanışma kitabım oldu. Yavaşlığın güzelliğinden, modern mutsuzluktan ,aileden, toplumdan, insan olmaktan çok güzel bahsetmiş.Kitapta çocuk yetiştirirken dikkat edilmesi gerekenleri çok güzel işlemiş.Anne baba olmanın ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu kitabın her sayfasında hissediyorsunuz. Yeni nesil anne babaların davranışları ve isteklerini de çok güzel ifade etmiş.Geçmişte yaşadıklarımız, bizim büyüme biçimimiz, anne babalarımızla olan ilişkimiz çocuklarla olan ilişkimizi çok etkiliyor.Hayatı çok hızlı yaşamamızdan, kendimize çok az zaman ayırabildiğimizden bahsediliyor.Hayatın tadını çıkarabilmemiz için yavaşlamamız gerekiyor kitabı okudukça fark ediyorsunuz…Yavaşlamayı bir kaçış değil,daha bilinçli ve insani bir yaşam biçimi olarak ele alıyor. **Yavaşlayın! Bu hayattan sadece bir defa geçeceksiniz. ** Artık her yerde ve hiçbir yerdeyiz. ** Hayat hep kendimize doğru bir yolculuktur. **Benlikler kendilerini gerçekleştirme , kendilerini ortaya dökme, cilalanma telaşında. **Sevmek için zaman ayırmak gerekir.Bilmek için zaman ihtiyaç duyarız.Güzelliği ancak zaman ayırarak fark ederiz.Zamanla olgunlaşırız.Lütfen yavaş gidiniz. **Çocukların büyümek, öğrenmek ve gelişmek için zamana ihtiyacı var.Neticede çocuk yetiştiriyoruz, hormonlu domates değil ! **Her şey mucize, sen bakmayı bilirsen.Mucizeyi kaçırma.Dur ve seyret. **Hayat seni sürüklemesin , sen hayatın ritmini bul.
YavaşlaM. Kemal Sayar · Kapı Yayınları · 202013,3bin okunma
Herkesin derdi ötekine masal gelir, öyle değil mi?
10/10
·248 syf.··
2025 83. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 16:57
Şermin Yaşar’dan kalbinize dokunan bir roman.Dili oldukça akıcı kolay okunan bir roman. Biri annesiz büyümüş, diğeri eşini kaybettikten sonra çocuklarının hayatında yer açamayan iki yolları kesiştiren, Şermin Yaşar’ ın hem gülümseten hem de içinizi sızlatan bir hikayesi. Mutlu bir evliliği varken erken yaşta eşini kaybeden Selime teyze, dört çocuğu olmasına rağmen hiçbirinin hayatında kendine yer bulamaz.Bir gün kimseye haber vermeden sessizce çekip gider; bir köye yerleşip bulunmayı, hatırlanmayı, birinin nerde olduğunu sormasını bekler. Yolları Meltemle kesişir. Baba sevgisinden uzak, annesiz büyümüş, kendini hep bir eksik tarafıyla taşıyan genç bir kadın.İki yalnız, iki yaralı ,iki eksik insan aynı çatının altında birbirine açılır, kaybolmuşluklarını paylaşır. **Bakımı olmazsa yıkılır ev.Bakım olmayınca insan da yıkılır. **Alıştın diye hiçbir şey kolay olmuyor. **Kendi kendine ne çok şey yapıyordum.Hâlâ da yapıyorum.Her şeyi kendi kendime yapa yapa sonunda yiyip bitirdim kendimi… **Bie şeyler olması gerektiği gibi olmamıştı.Bir şeyler eksikti , bir şeyler hatalıydı, yanlıştı ,hüzünlüydü, iğrençti, berbattı… **Boğazı düğümlenmek derler ya hani…İnsan anlatamadıkça bir düğüm atılır boğazına.Ve o düğümler birikir, artık çözülemez hale gelir…Bunu ben çok iyi biliyorum. **Hakikât derdi olan, “ yok” der , derdi olmayan dert uydurur. **İnsan karşısındakine ağlamaz; ona bakar, ona ağlıyormuş gibi yapar ama asıl kendine ağlar. **Çok bekledim aslında.Beklemiyormuş gibi yaptım ama hep bekledim. **Kendi hayatımın bulmacası ise öylece kaldı.Bir sürü boş kutu, bir sürü cevapsız soru…Soldan sağa, yukardan aşağıya bütün kareleri tek tek doldurabileceğim, bir kucak hüzünlü kelime…
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,9bin okunma