“Kitap okurken yazarların hepsinin kuyuya düşmüş insanlar olduğunu öğrendim.Oradan yeni kurtulanlar da çok önceleri çıkanlar da var ve sanki hepsi ileride o kuyuya yine düşeceklerini söylüyor.”
“Kuyuya düşmüş ve ileride de düşecek insanların hikayelerini niye okuyayım ki?” diye sordu Minchul, anlama veremeyerek.
“Çünkü aynı mücadeleyi veren başka insanlar olduğu gerçeğiyle bile güç bulabiliriz.Bu zorlukları tek ben yaşıyorum zannederken aslında onların da savaş verdiğini fark edebiliriz.Acımız varlığını korusa da ağırlığının bir şekilde, biraz olsun hafiflediğini hissedebiliriz. ‘Yaşamı boyunca kuyuya hiç düşmemiş bir insan var mıdır?’ diye düşündüğümüzde, bunun mümkün olmadığını fark edebiliriz.”
Çaresizlik, usanç, boşluk hissi ve hiçlik…Bunlar bir kez kapıldın mı kendini kurtarmanın zor olduğu duygulardır.İçinde su olmayan bir kuyuya düşmüşsün de yüzünü dizlerine gömmüş oturuyormuşsun gibi hissettirir.Bu dünyanın en anlamsız varlığı senmişsin, zor zamanlar geçiren tek kişi kendinmişsin gibi gelir.