Kemikler sabırlıdır. Kemikler hiç yorulmaz ve hiç kaçmaz.Yıllar önce ölmüş bir adamla karşı karşıya gelirseniz, kemikleri yerli yerinde yatıyordur.Memnundur. Bekliyordur.Ama etleri gitmiş, onu yalnız bırakmıştır.Su da et gibidir.Su hiç hareketsiz durmaz.Hep bir başka yere gitmektedir.Tedirgindir, hareketlidir, konuşkandır, meraklıdır.Kapalı kavanozdaki su bile zamanla yok olur.Et de sudur. Taşlar ise, kemiktir.Doygundurlar.Sabırlıdırlar.Güvenilir onlara.Söyle bana o halde Alobar, ölümsüzlüğü elde edebilmek için suyla mı yoksa taşla mı rekabet etmelisin? Etine mi güvenmelisin, kemiklerine mi?
Öğleden sonra saatleri birbirini izlerken gölgelerimiz de uzar.Geceler karanlıkta biz kendimiz de gölge oluruz.
Bu bugün de , o zaman da hep böyleydi.Yalnızca eski günlerde insanlar bunun farkındaydı, hepsi bu. Eski günlerde dünya dindardı.İlgi doluydu.
Konformizmde konforlu bir yan vardır.Denetimde güvenlik vardır.Bunlar da çekici şeylerdir.Hükmetmekte bir heyecan vardır.Ayrıca hepimiz gizliden gizliye şiddete ilgi duyarız.