Oblomov’u seven okurların da bu kitabı kesinlikle keyif alarak okuyacağını düşünüyorum. Bulunduğu mahalleden senelerdir ayrılmadan Oblomovvari bir hayat sürdüren bir ailenin küçük oğlu Serag’ın dışarıdaki dünyaya olan derin merakını ve bunun için çalışmayı bile göze alarak merakını gidermeyi hedeflemesi ve bunların ardından gerçekleşen hem aile içi çatışmalara hem de bireyin kendi içindeki çatışmalarına şahit olduğumuz bir hikaye. Hikayenin belirsiz sona ermesi ilk etapta rahatsız etse de aslında gerçekleşebilecek olasılıkların senaryosunun biz okurların hayalgücüne ve aslında empatisine bırakılmasının daha uygun olacağı bir olay örgüsü olduğundan beni tatmin eden bir kitap oldu.