"peki, beni affedecek misin yine de?"
uzanıp elini tuttum.
"seni affetmeye ihtiyacım yok. yapacağın hiçbir şey beni gücendirmez."
aceleyle söylenmiş sözlerdi ama kelimeler gerçekten yüreğimden kopmuştu.
Akhilleus, dünya kadar derin gözleriyle beni seyrediyordu.
"benimle gelecek misin?" diye sordu.
aşkın ve kederin asla sona ermeyen acıları. belki başka hayatta bunu reddeder, saçlarımı yolarak ağlar, onu seçimiyle tek başına yüzleşmek zorunda bırakırdım. bu hayatta değil.
Akhilleus Troya'ya yelken açacak, ben de onun peşinden gidecektim.
ölüme bile "evet," diye fısıldadım. "evet."