"mutlu olan bir kahraman söyle bana."
düşündüm...
"söyleyemezsin." Akhilleus doğrulup oturmuştu. öne doğru eğiliyordu.
"söyleyemem."
"biliyorum. hem ünlü hem de mutlu olmana asla izin vermezler."
"sana bir sır vereceğim."
"söyle." bana böyle davranması çok hoşuma gidiyordu.
"hem ünlü hem de mutlu ilk kahraman ben olacağım."
elimi tuttu, avuçlarımızı birbirine dayadı.
"yemin et."
"niye ben yemin ediyorum?"
"sebep sensin de ondan. yemin et."
"yemin ediyorum." dedim. yanaklarındaki rengin, gözlerindeki alevin içinde kaybolmuştum.