Elim erse, ayağım tutsa, seni bütün cihanın görebileceği bir kuleye çıkarır ve bağırırdım: "İşte, insan buna derler! Böyle olmağa çalışın!" İki milyar beş yüz milyon âdem evladının seni tanımalarını, öğrenmelerini istiyorum, anlıyor musun?
Seni sevmenin büyüklüğü başımı döndürüyor. Kalbim çatlayacak handiyse. Önünde diz çöker, önce parmaklarını, avuçlarını, sonra sonra, hüngür hüngür, yüzünü, saçlarını öperim.
Niceleri giyotinlere, ateş yığınlarına, yırtıcı hayvanlara verilmedi mi? Onlar da duyan, arzulayan, seven bir yürek; bir ten taşıyorlardı. Şimdinin ya da geleceğin insanları, gülsün -kaygısız uykulara yatsın- işini, yaşamasını, dünyadaki anlam ve yerini sevebilsin diye benim acı çekmem, çıyandan ahtapottan farksız zebaniler elinde can vermem gerekiyorsa, hay hay!