Bu coğrafya, arkaik insanın ateşi, bronzu ve tekerleği keşfettiği, ilk kez tarımı ve yazılı kanunları tecrübe ettiği, yazının bulunması ile literatürün başladığı ve bilimin filizlendiği bir bölge olmuştur. İnsanlığı ilk defa birçok yenilikle tanıştıran Mezopotamya, bu özelliğinden dolayı uygarlığın beşiği olarak adlandırılmaktadır.
Perslerden sonra 331 yılında Babil'i ele geçiren Büyük İskender, kültüre yabancı bir Batılı olmakla birlikte buradaki yaşamın temel dinamiklerini ve hassasiyetleri çabuk kavramış ve birçok Yeni Assur kralı gibi tapınakların korunması ve onarılması için girişimlerde bulunmuştur. Eski Doğu kültürlerine karşı gösterdiği bu hassasiyet, kendisinin de bölgede eski-yarı mitolojik kahramanlar gibi benimsenerek efsaneleştirilmesini sağlamıştır.
Persler, Babil'deki inançlara ve geleneklere de önem vererek kısa sürede halkın üzerinde bir denetim sağlamayı başardılar ve bölgede yeni eyaletler kurarak kendi sistemlerini uygulamaya başladılar. Çiviyazısı, Persler döneminde Sümerce ve Akkadca belgelerin yazılmasında kullanılmayı sürdürmüştür. Ancak alfabe yazısının daha kolay olması nedeniyle Aramice gün geçtikçe yaygınlaşmaya başlamıştır.