zey,,

zey,,
@fouroclock
Geçmişin izleri hâlâ üzerimdeydi. O izlersen kurtulamayacağımın farkındaydım. Ama geriye dönüp baktığımda... Keşke olmasaydı değil, o izler iyi ki üzerime kazınmış diyordum.
Ağlamak ruhun kanama şeklidir. Sargısı yok, çaresi yok sebebi var sadece... Benim de öyleydi. Gözyaşı; bir dönem sürekli yaptığım, uykuya onlarla daldığım, en ufacık şeylerde sıklıkla akıttığım şeydi. Acizlik değildi bu. Sadece yaşadıklarımı içimden atmak için dışarı yansıttığım bir yol, bir eylemdi. İçimde sanki bir buz kalıbı varmış da o eriyor gibiydi. Eriyen damlaların çıkış yolu da gözlerimdi. Tek kelimeyle her şey değişebilirdi. Olumsuz ya da olumlu. Kader bazen tek bir kelime doğrultusunda ilerlerdi. "Varım," demek, seninle yeniden bir şeylere başlayabiliriz demek istiyordum. Evet, bunu istiyordum. Ama bir diğer yanım. İşte o bana kızgın gözlerle bakıyordu Onu bu kadar çabuk affetmenin aptallık olduğunu söylüyordu. Pişman olmak istemiyordum. Bu işin sonunda yeniden üzülen taraf ben olmak istemiyordum. Bu oyunun adı yenidendi ama yeniden hayal kırıklıkları değil, yeniden yarım bıraktığımız mutluluğu devam ettirmek istiyordum. Ama içimden bir ses bunu başaramayacağımızı söylüyordu. *Özür dilerim.
Sayfa 220·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
''Ya sen? Sen korkuyor musun peki?'' ''Korkuyorum.'' diyerek itiraf etti. ''Çünkü senin aksine benim kaybetmek istemediğim şeyler var.'' ''Mesela?'' diye sordum. ''Mesela...'' dedi, ''yaşanmamış yaşanacaklar?'' ''Senin yaşamadığın bir şey var mı ki?'' ''Belki de vardır?'' diye mırıldandı. *Kaybetmekten korktuğu şey bendim. Ama ona beni, kendim kaybettirdim. Belki de bu yüzden asla kendimi affetmeyecektim.
Sayfa 149·Kitabı okudu
Ama bazen bir an gelir ve insan istediği şeyleri yapamayacak kadar hissiz olur. Ben de aynen böyleydim işte. Yaşayan bir ölü. Evet, son bir buçuk yıl içinde beni tanımlayan en iyi cümle sanırım buydu.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Ya ateş suyu yok edecekti ya da su ateşi. Başka seçenekleri yoktu. Kader çoktan onların alın yazısını yazıp keskin harflerle mühürlemişti. Ama onlar birbirlerine duydukları amansız aşktan ötürü sonuna kadar savaşmayı tercih ettiler. İkisi de günün birinde bir tarafın yok olacağını biliyordu. Ama yine de denediler. Beklediler. Her bir anı ayrı ayrı değerlendirdiler. Bazen yara alıp tökezlediler, bazen de birlikteyken daha güçlü olduklarını fark ettiler. Ama sonra kader devreye girdi; bir taraf sessizce yok olmaya başladı. Fakat bunu hiç mi hiç belli etmedi. Ve sonunda tamamen yok olduğunda...Diğer taraf onu hiç affetmedi. Affedemezdi çünkü. Her şeye rağmen birbirlerine verdikleri bir söz vardı. Eğer yok olunacaksa birlikte yok olunmalı, hayatta kalınacaksa da birlikte kalınmalıydı. Ama bir taraf oyunu bozdu. Sırf diğeri hayatta kalabilsin diye kendini öylece feda etti. Ne var ki diğerinin de onun peşinden gitmesi çok uzun sürmedi... Çünkü ateşin acısını ancak su, suyun acısını da ancak ateş dindirebilirdi. Onlar birlikteyken bir bütündü. (o bütünlüğü bozan ben oldum. hayatımdaki ilk ve son pişmanlığım olacak bu. en büyük pişmanlığım...)
Sayfa 7·Kitabı okudu
Duygular, insanların sahip olduğu en özel şey değil midir?