sinem

Bir gün bundan daha parlak bir şafağı görecek olman, hiç kuşkusuz şu anki sevincinin azalmasını gerektirmez... o gün ki, dans eden ağaçlardan ya da usulca dalgalanan sulardan çok daha güzel görüntülerle karşılaşacaksın... perdelerini melek eller açacak ve sevgi dolu annenin ağzından çıkanlardan bile daha tatlı sesler seni yeni ve görkemli bir güne uyandıracak... ve bütün bu üzüntüler, günahlar, şu küçük dünyadaki karanlık yaşamlar artık geçmişte kalan bir gecenin düşleri gibi unutulacak!
Edebiyat
Reklam
Çünkü inanmıyorum ki Tanrı bizden yaşamı ikiye bölmemizi istesin... Pazar günleri gelince ciddi bir yüz ifadesi takınmak, hafta içindeyse Tanrı’dan o kadar söz etmenin uygunsuz olduğunu düşünmek. Sanıyor musunuz ki o sadece diz çöküp yakaranları görür ve duyar... ve gün ışığında zıplayıp duran kuzuları görmek, samanların içinde yuvarlanıp duran çocukların seslerini işitmek hoşuna gitmez?
Edebiyat
Bir yaz sabahı kuş cıvıltıları ve açık bırakılan pencereden içeriye doğru esen tatlı bir meltemle uyandığımız andaki o enfes düşsel duyguyu bilir misin?.. Ya gözlerin yarı kapalı tembel tembel öylece yere uzandığında dans eden yeşil dalları, altın ışıkta usulca dalgalanan suları rüyadaymışçasına yaşadığın o anki duyguyu? Tıpkı güzel bir resim ya da şiirde olduğu gibi insanın gözünden yaş getirten hüzne çok yakın bir zevktir bu. Perdeni açan anneciğinin o yumuşacık elleri ve artık uyanmanı isteyen o yumuşacık sesi değil de nedir ki bu? Kalkmak ve gün ışığıyla beraber, her yer karanlıkken gördüğün ve seni korkutan o kötü rüyaları unutmak... sana bu güzel güneşi gönderen o görünmez Arkadaş’a teşekkür için kalkıp diz çökmek ve başka bir güzel güne kavuşmak değil midir bu?
Edebiyat
Can atarak yine çocuklar buluşacak masalla, Etrafımda hevesli gözleri, pürdikkat kulaklarıyla, Letafetleriyle sokulacaklar yanıbaşıma. İçindeler Harikalar Diyarı’nın boylu boyunca, Düşleriyle yol alırlar günler gelip geçtikçe, Düşleriyle yol alırlar yazlar eriyip bittikçe. Engelsiz kapılırlar ırmağın akışına Lâkin aheste hep altın parıltılarda... Lütfen söyleyin nedir zaten yaşam bir düşten başka?
Edebiyat
“Yedi yaş, altı ay,” diye tekrarladı Yumurta Adam düşünceli düşünceli. “Pek keyifsiz bir yaş. Tavsiyemi istemiş olsaydın, yedide bırak derdim... ama artık çok geç.”
Edebiyat
Reklam