“Önemi yok, onu öldüreceğim!”
“Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?”
“Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek... Ve bir gün büsbütün ölecek.”
Başlangıçta bu bir sırdı, çünkü bana dayak atan adamla bir otomobilde görünmekten utanıyordum. Sır bir süre daha sürüp gitti. Çünkü sır saklamak her zaman hoştur.
Kırmızı lastiklerle tutturulmuş beyaz çorap ve rugan pabuçlar giymişti. Çıplak ayaklarımdan utandım. Rugan pabuçları öyle parlaktı ki, her şey üzerinde yansıyordu. Orada babamın bana bakan gözlerini bile görüyordum... İçimi çektim.