Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık.
Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.
Pek çok başörtülü kadın ve genç kızın karşılaştığı ortak bir durum vardır. Başörtülülerle ilgili birtakım pejoratif genellemeler yapılır ve ardından "Ama siz farklısınız" denir. Hatta bazen buna "Keşke bütün başörtülüler sizin gibi olsa" şeklinde bir temenni de eklenir. Aslında muhatabını övgüye boğan bu yaklaşım, kendini istisna yoluyla izhar eden bir önyargı ve ayrımcılıktır.
Modernleşmeyi üst sınıfların Batılı hayat tarzını benimsemesi yoluyla tecrübe eden bir ülke olduğumuz için, başörtüsü, yönetici elitler nezdinde Batı karşısındaki ezikliğimizin ve geriliğimizin bir hatırlatıcısı oldu.
Coğrafya tarih oldu. Ama başını örten kadınlar bir yurt gibi gezdiriyorlar başörtülerini üzerlerinde. Bir yurt gibi çünkü Avrupa ülkelerinde vatandaşı oldukları, doğup büyüdükleri ülkeye ait değil, babalarının hatta dedelerinin doğduğu ülkeye ait görülüyorlar. Bu sebeple kimlik, farklılık ve vatandaşlık tartışmalarının merkezinde yer alıyorlar.
Eleştirel düşünme yani entelektüel olarak farkında olmak bir yetenektir; dolayısıyla eğitim ve öğretim yoluyla öğrenilmesi, beslenmesi, geliştirilmesi ve güçlendirilmesi gerekmektedir.