Bilseydin ki, hiç uyumadım.
Bilseydin ki yazdığın satırları onlarca kez okuduğumu.
Bensiz ve benim içinde sensiz geçen İlk gecemizin İlk sabahında duygularının hâlâ aynı olup olmadığını ne kadar çok merak ettiğimi bir bilseydin.
İlk mesajını, çölde susuz kalmış bir yolcu gibi beklediğimi bir bilseydin....
Ben seni;
Örselenmiş bir yürekle sevdim.
İncinmiş duygular, güvensiz bir kalple sevdim.
Ben seni;
Kendime dönmüşken,
Yalnızlığı yüceltirken,
Acıyı kutsarken sevdim.
Ben seni;
Aşka tövbeliyken,
“Vebali boynuma” dedim,
Yeminimi bozdum da sevdim.
Ben seni;
“Korkuların canı cehenneme” deyip,
Yeniden kırılmayı göze aldım da sevdim.
Ben seni;
Oluru yokken, imkansızken,
O bildik inadımla,
Sonsuz aşka inandım da sevdim.
Ah sevgili, bilmiyorsun.
Şu yalan dünyaya,
Şu yalan aşklara inat,
Ben seni;
Çok sahi sevdim…
YUSUF İLE ZÜLEYHA'nın Aşkı.
Aşkı Yusuf değil Züleyha yaşamıştı. Aşk, Yusuf' ta değil Züleyha'da vardı. İki Züleyha vardı bu aşk kıssasında. Yusuf'un tenine aşık Züleyha.Yusuf'u insanca değil hayvanî zevkin yansıması olan şehvet için seven Züleyha idi birisi. Diğeri, Zindan da olan, hiçlik makamında olan, herşeyden soyutlanmış olan, hiçbir şeyi olmayan Yusuf'a, her şeyinden vazgeçerek hiç olarak Duru bir aşkla sevdalanan Züleyha. Yandıkça aşkı, aşk olan, aşk acısı yandikça kül olmayan, köz olan Züleyha. Köz olamaz her aşk. Kül olmak yok olmaktı, köz olmak ise yanarak harlandıkça büyüyen yakan bir aşk olmaktı.
Sen, Kül mü olacaksın Köz mü olacaksın.
Unutma ki önce hiç olacaksın. Yanacaksın ve köz olacaksın.
Eğer adı aşk ile yan yana,yana yana yazılan ikinci Züleyha olmaksa niyetin....
Vesselam.....