Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Ancak, duygu ve düşüncenin bölünerek ayrılması kuralı, insan varoluşunun gerçekliğine denk düşmez, ayrıca insanın gelişmesine engel olur. Bu bölünme düşüncesinden kurtulamadığımız ve insana başlangıçta sahip olduğu bütünlüğü geri veremediğimiz sürece, başarılı olmak mümkün değildir. Duyguyla düşünce, bedenle zihin arasındaki kopmanın sadece kendi düşüncemizde olduğunu ve insanın temel gerçekliğiyle bir ilgisi bulunmadığını farkedemediğimiz zaman, ne insanı tam olarak anlayabiliriz, ne de iyi ve mutlu olma amacımıza ulaşabiliriz.
Psikoloji
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Mutluluğa sahip olunmaz yaşanır
"Sahip olmak"la değil, "olmak"la ilgilenmek; yaşama eyleminin kendisinden coşku duymak ve yaratıcı biçimde yaşamayı hayatın tek anlamı kabul etmek. İyilik (mutluluk) bir kişinin kafasındaki bir varsayım değildir. O daha çok insanın tüm bedeninde, yürümesinde, konuşmasında ve kaslarının gerginlik derecesinde ifade bulan bir dışa vurumdur.
Psikoloji
Kişi hangi düşünce sistemini izlemeli?
Değişik cevaplar arasındaki fark, akıl sağlığı ile akıl hastalığı, acı ile sevinç, durgunluk ile büyüme, hayat ile ölüm ve iyi ile kötü arasındaki farktır. İyi olarak nitelendirilebilen bütün cevapların ortak noktası, hayatın "sürekli doğma ve büyüme" olan temel yapısı ile tutarlı oluşlarıdır. Kötü olarak nitelendirilebilen bütün cevapların ortak noktası ise, hayatın yapısı ile çelişmeleri, durgunluğa ve sonunda da ölüme yol açmalarıdır.
Psikoloji
Yaşamak, sürekli bir doğma sürecidir. Çoğumuzun hayatındaki trajedi, tümüyle doğamadan ölmemizdir.
Psikoloji
Yaratma eyleminde insan kendisinin yaratık olan yanını aşar, kendini varlığının edilginlik ve raslantısallığından öteye, amaçlılık ve özgürlük bölgesine yükseltir. İnsanın aşkınlık ihtiyacında, sevginin köklerinden biri vardır. Aynı zamanda sanatın, dinin ve maddî üretimin temelinde de bu yatar. Yaratmak, etkinlik ve ilgilenmeyi gerektirir. Kişinin yarattığına sevgisini bir ön koşul olarak görür. O halde, eğer sevme yeteneğinden yoksunsa, insan kendini aşma sorununu nasıl çözer? Bu aşma ihtiyacına verilebilecek bir cevap vardır: "Eğer hayatı yaratamıyorsam, onu tahrip edebilirim. Hayatı yok etmek de onu aşmamı sağlar."
Psikoloji