İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Çoğu zaman hırsızların, katillerin, casusların ve fahişelerin mesleklerinin kötülüğünü kabul ederek bundan utandıkları sanılır. Oysa gerçek bunun tam tersidir. Kaderleri, günahları ya da hataları yüzünden durumu dürüst olmayan insanlar hayata öyle bir açıdan bakmaya başlarlar ki, kendilerince son derece iyi ve saygıya değer bir haldedirler. Bu görüşün devamı için içgüdülerine uyarak daima hayat ve hayatta sahip oldukları mevki üzerinde aynı düşünüşte olanların bulunduğu bir ortamda yaşarlar. Hırsızların becerileriyle, fahişelerin ahlaksızlıklarıyla, katillerin zalimlikleriyle övünmelerine hayret ederiz. bunun nedeni, bu adamların dar bir ortamda olmaları ve bizim onlarınkinden başka bir dünyanın insanı olmamızdır. Oysa zenginlerin servetleri ile, yani hırsızlıkla; komutanların utkularıyla, yani katillikle; hükümdarların kudretleriyle, yani zorbalıkla övünmeleri aynı şey değil midir? Durumlarını haklı görmek isteyen bu insanların hayat, iyilik, kötülük üzerine düşüncelerindeki yanlışların farkında değiliz. Çünkü bu yanlış düşünüşlü insanlar daha geniş bir ortama sahiptirler ve aynı zamanda biz de o ortamın içinde bulunmaktayız.
İşte Maslova’nın da kendi hayatı ve konumu üzerinde böyle bir görüşü vardı. Küreğe mahkum bir fahişe olduğu halde kendini beğenibiliyor, durumu, başkalarına karşı ona gurur bile veriyordu.