İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
Goethe, insan üretkenliği ile ilgili en değerli görüşlerini, edebî bir kılıf içinde Faust'ta gözlerimizin önüne serer ve Faust’a şu kelimeleri söyletir: "Ne mal varlığı, ne iktidar, ne de duyumsal doyum, hayatın sırlarını çözme arzusunu tatmin etmeye yarar. Çünkü bunlar, insanı dünyadan ayırır, insanın dünyadan ayrı düşünmesine, dolayısıyla da mutsuz olmasına neden olur. Ancak üretken biçimde faal olan insanlar, hayatlarına bir anlam kazandırabilir ve mutlu olabilirler. Ama bu isteğe bile bir ihtiras olarak sarılmamak gerekir. Bu tür insanlar, "sahip olmak" hırsını terk eder ve "olmak" duygusuyla dolup taşarlar. Onlar, içsel olarak tamamıyla boşaldıkları için dolmuşturlar, az şeye sahip oldukları için de artık çokturlar."
... Tolstoy'u ve savaşın bir yazar için ne kadar faydalı bir deneyim olabileceğini düşündüm. Savaş en önemli temalardan biri olmanın yanı sıra, hakkında dürüstlükle yazmanın en zor olduğu olduğu konulardandır. Savaşa tanık olmamış yazarlar savaşı kıskançlıkla bir oyuncak, bir garabet, veya bir hastalık gibi göstermeye çalışsalar da, savaş aslında sadece kaçırdıkları telafi edilemez bir deneyimdir.
Gazeteleri okuduktan sonra sinirlenmeyen var mıdır? Ayrıca gazeteleri okuduktan sonra yaşanan zihinsel yorgunluğu verimli ve ciddi bir çalışmayla karşılaştırınca gereksiz bir yorgunluk olduğu aşikardır.