Biz, her sesi ve herkesi dinler ama kendimizi dinlemeyiz. Sürekli olarak her taraftan (örneğin: filmler, gazeteler, radyo ve boş gevezeliklerden) vargüçleriyle üstümüze doğru gelen kanı ve düşünlerin gürültüsüne açık bırakılmışızdır. Eğer kendi kendimizi dinlemeyi engellemeyi amaçlı bir şekilde planlamış olsaydık, bundan iyisini beceremezdik. İnsanın kendi kendisini dinlemesi çok güçtür. Çünkü bu sanat, modern insanda pek ender rastlanan bir başka yeteneği, kendi kendisiyle yalnız kalabilme yeteneğini gerektirir. Biz, gerçekte «yalnız kalma korkusuna» kapılmış bulunuyoruz. En sudan ve giderek en iğrenç beraberlikleri, en anlamsız etkinlikleri bile, kendi kendimizle yalnız kalmaya yeğ tutuyoruz.