Faruk Tufan Tutar

Faruk Tufan Tutar
@freeliver
İnsanların durup düşünmediği yerlerde durmaz ama düşünür Anı yaşa der ama bugünü hiç yaşamaz Az çoktur der ama alışveriş yapmaya bayılır Sevginin değeri emekle ölçülür der ama doğum günlerinde pahalı hediyeler alır
En çok doyum sağlayan ve yetkin olan haz, kazanılmış ya da gerçekleştirilmiş güçlerin etkin kullanımında ortaya çıkan bir niteliktir. Bu haz, neşe ve kendiliğindenliği ya da engellenmemiş etkinliği dile getirir. Burada «engellenmemiş» «kalıplaşmamış» ya da «bastırılmamış» anlamına gelir. Nitekim, haz etkinlikleri, böylece de yaşamı yetkinleştirir. Haz ve yaşam birbirlerine katılırlar ve ayrılmayı kabul etmezler. En büyük ve en sürekli mutluluk, Tanrınınkine benzeyen usun etkinliği sonucunda doğar, insan kendinde bu Tanrısal öğeden bir parça taşıdığı için, böyle bir etkinliği sürdürecektir.
Psikoloji
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsan doğal olarak çevresindekiler tarafından onaylanmayı ister. Ama modern insan herkes tarafından onaylanmayı ister. Ama modern insan herkes tarafından onaylanmayı istemekte ve bu nedenle, kültürel kalıplardan, düşünce, duygu ve eylemleri ile ayrılmaktan korkmaktadır. Bu usdışı onaylanmama korkusunun bir başka nedeni de bilinçdışı bir suçluluk duygusudur. İnsan eğer, üretici bir biçimde yaşama ödevini yerine getirmede başarısızlığa uğradığı için kendi kendisini beğenmiyorsa, bunu başkalarının kendisini beğenmelerini (ya da onaylanmalarını) sağlayarak dengelemek zorundadır.
Psikoloji
Bu, her insanın ölüm karşısında yaşadığı, ölmek zorunda olduğuna ilişkin normal korku olmayıp, insanları sürekli olarak tedirgin eden ölüm korkusudur. Bu usdışı ölüm korkusu, yaşama konusundaki başarısızlığın sonucudur. Yaşamımızı ziyan etmiş ve yeteneklerimizi üretici bir biçimde kullanma şansını yitirmiş olduğumuz için, suçlu törelbilincimizin dile gelişidir. Ölmek amansız bir acıdır ama hiç yaşamadan ölmek zorunda kalmak düşünü katlanılamayacak bir düşündür.
Psikoloji
Biz, her sesi ve herkesi dinler ama kendimizi dinlemeyiz. Sürekli olarak her taraftan (örneğin: filmler, gazeteler, radyo ve boş gevezeliklerden) vargüçleriyle üstümüze doğru gelen kanı ve düşünlerin gürültüsüne açık bırakılmışızdır. Eğer kendi kendimizi dinlemeyi engellemeyi amaçlı bir şekilde planlamış olsaydık, bundan iyisini beceremezdik. İnsanın kendi kendisini dinlemesi çok güçtür. Çünkü bu sanat, modern insanda pek ender rastlanan bir başka yeteneği, kendi kendisiyle yalnız kalabilme yeteneğini gerektirir. Biz, gerçekte «yalnız kalma korkusuna» kapılmış bulunuyoruz. En sudan ve giderek en iğrenç beraberlikleri, en anlamsız etkinlikleri bile, kendi kendimizle yalnız kalmaya yeğ tutuyoruz.
Psikoloji
O özgürlüğü için savaşır. Yalnızca baskıdan kurtulmak için değil, kendi kendisi olmak, bir otomat değil de tam anlamında bir insan olmak için savaşır. Bu özgürlük savaşında ancak bir kaç çocuk tümüyle başarıya ulaşabileceği halde, bazı çocuklar ötekilerden hiç kuşku yok ki daha başarılı olacaklardır. İşte her nevrozun temelinde çocuğun usdışı yetkeye karşı verdiği savaşta uğradığı yenilginin yara izleri yatmaktadır. Bu izler, kişinin en önemli nitelikleri olan özgünlüğünü ya da kendiliğindenliğini zayıflatan; ya da felce uğratan; Özben'i zayıflatıp onun yerine içinde «ben» duygusun körleştiği ve yerini başkalarının beklentilerinin toplamından oluşan bir yalancı ben'e terkettiği; özerkliğin heteronomi ile yer değiştirdiği; tüm kişiler arası yaşantıların bulanıklaştığı ya da H.S. Sullivan'ın deyimini kullanacak olursak, birbirinden bağımsız olarak yanyana sıralandığı bir sendrom oluştururlar. İnsanın kendini savunmak için yaptığı savaşta uğradığı yenilginin en önemli belirtisi, suçlu törelbilinçtir. Eğer insan yetkeci ağdan kaçıp kurtulmayı başaramamışsa, bu başarısız kaçma girişimi, suçun kanıtıdır. Ve iyi törelbilinç ancak yenilenen bir boyun eğme edimi ile yeniden kazanılabilir.