Kitap insanın ruhuna işleyen psikolojik bir kitap. Kahramanın duygusuz hissiz oluşu en çokta ölümü bu kadar olağan görmesi beni etkiledi. Aslında bunu biz hep yapıyoruz örneğin hayatımızdaki en önemli kişiyi bir nesneyi kaybediyoruz bu ister maddi yönden isterse manevi yönden olsun. O kişinin yokluğuna zamanla alışıyoruz yaşamayı sürdürebiliyoruz. Kitaptada dediği gibi "insan zamanla her şeye alışır" diyordu. İçimizdeki duyguya yabancılaşıyoruz. Peki duygu nedir? Herkesin her olaya aynı tepkiyi vermesi midir? Yoksa herkesin yetiştiği topluma, aile, zamanın etkisiyle ve kendi psikolojisiyle verdiği tepki midir? Kitap bize bu ayrımı gösteriyor. Kendimi örnek göstercek olursam Meursault gibi tepki veremem ölüme kayıtsız kalamam ama ölümü kayıtsızlaştırabilirim. O kişinin yokluğuna alışabilirim, zamanla varlığını unutabilirim ama ruhumun bir parçası paramparça olarak. Bu benim duygum insaların yargıladığı duygulara göre hareket edemem. Herkes duygularını farklı şekillerde gösterir Meursault ' un gösterdiği tepkide onun içindeki yastır belkide. Yabancılaşmak istemiştir kendine...