“Sevgi yeterli cinsel doyumun sonucu değildir, tersine cinsel mutluluk hatta onca sözü edilen cinsel teknik sevginin sonucudur. Eğer bu savun, günlük gözlemlerimizin yanı sıra ispat gerekiyorsa, böylesi kanatları ruhbilimsel kayıtlarda bulmak mümkündür. En yaygın cinsel sorunların araştırılmasında - kadınlarda soğukluk, erkeklerde çeşitli biçimleri ile şöyle ya da böyle ruhsal iktidarsızlık - nedeni yanlış teknik kullanmak olmadığı, “sevmeyi engelleyen içsel yasaklar” olduğu görülmüştür.”
“Günümüzde insanların mutluluğu “eğlenmeye” dayanmakta, eğlenmenin altındaysa “almanın”, tüketmenin doygunluğu yatmaktadır. Dünya bizim açlığımızı giderecek büyük bir nesne, bir elma, bir şişe, bir memedir. Biz durmadan emer, bir şeyler bekler ve umarız, böylece sürekli düş kırıklığına uğrarız. Karakterimiz değiş tokuş etmek, almak, tüketmek, değiştirmek üzerine kurulmuştur. İster ruhsal olsun, ister nesnel, ne varsa her şey tüketimin ve değiş tokuşun nesnesi haline gelmiştir.”
“Tekdüzelik insanda bir doyum yaratmadığı için, insan bu bilinçle çıkamadığı sıkıntıdan eğlenceyle, eğlence sanayinin ona sunduğu müzik ve filmlerle kurtulmayı dener. Bundan başka, eski eşyalarını değiştirip, durmadan yeni bir şeyler alarak kendini avutur. Çağdaş insan; Huxley’in çizdiği tipe çok benzemektedir: karnı tok, sırtı pek, cinsel yönden doygun, kişiliği gelişmemiş, çevresindeki insanlarla son derecede ilişki kuran kişiye dönüşür.”