“Hayata “olmaz” gibi kesin bir ifadeyle değil “neden olmasın” esnekliği ile bakmak bu hayattaki yerini biraz daha sağlamlaştırır insanın; arkasında bıraktığı iz daha derin olur.
Herhangi bir olay özelinde karşındakine ya da genel anlamda hayata şans vermek, daha önce görmediğin kapılar açabilir, yeni yollar sunabilir sana.
“Olmaz” diyerek kapattığın kapılarsa herkesten önce sana kapanır aslında.”
“Tüm kavgalarla kendi kendime barış ilan ettiğim yerdeyim. Anlamsız kavgaların tarafı olmaktan vazgeçtim. Öylece bırakıp herkesi olduğu yerde, kendime giden yolun keyfini sürmekteyim.”
Batı geleneğinde dört çeşit aşk vardır:
• Birincisi seks ya da şehvet diye adlandırdığımız libido.
• İkincisi üretme ya da yaratma dürtüsü -eski Yunanlıların deyişiyle daha yüksek varlık ve ilişki biçimlerine gereksinim- olan Eros’tur.
• Üçüncüsü philia veya dostluk, kardeş sevgisidir.
• Dördüncüsü ötekinin refahı için adanmış sevgidir.
İnsanın gerçek aşk deneyimi, bu dördünün değişen oranlarda karışımıdır.