Tanrım, ben varoluşun diğer tarafındaydım; kendi hiçliğimde sonsuz huzurun tadını çıkarıyordum, hayat denen garip gösteriye katılmak için bulunduğum yerden zorla sürüldüm.
"Gel benimle öyleyse..."
"Nereye geleyim?"
"Benimle gel... benim yanımda kal. Ben seni baban gibi severim olmaz mı?"
"Beni babam gibi sevemezsin ama, geleyim. Senin de kimin kimsen yok mu?"
"Var var ama sen de gel. Benim oğlum ol. Benim hiç erkek çocuğum yok!"
"fakat her şey geçer. Her şey unutulur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!"
"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi!" Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var..."