Buz ve Mürekkep | Sena Ceylan
#kitapyorumu
Merhabalar Bugün kalemini merak ettiğim bir yazarın yeni çıkan kitabı ile karşınızdayım. Başrol karakterlerimizden biri tetikçi diğeri ise buz pateni dansçısı. Ne kadar merak uyandırıcı bir çift değil mi?
Nisyan, buz pateni dansçısı ve bir akademi de kalmakta. Fakat bir gün listede çarpısı olduğunu görünce tek seçeneği akademiden kaçması olmuş ve bu kaçış esnasında Hazem ile yolları kesişmiştir.
Hazem, bir tetikçi olmasına rağmen Nisyan'a bunu söyleyemez ve kendini dövmeci olarak tanıtır.
Hazem aslında Nisyan'ı tanıyor ve iki sene boyunca onu arıyordur. Bir barda tanışıp geceyi geçirdiği kız, sabahında onu bırakıp gitmiş olan kız. Fakat Nisyan başına gelenler yüzünden bir hafıza kaybı yaşamakta ve o günleri hatırlamamaktadır.
Peki Nisyan, Hazem'i hatırlayacak mıdır?
İkili arasındaki çekimi hissetmemek mümkün değildi. Bazı diyalogları oldukça keyifliydi. Sırlar, öğrenilmesi gereken gerçekler aşırı heyecan kattı kitaba. Derin, müdüre ve Engin en sinir olduğum karakterler olabilir. Üçü beraber şeytan üçgeni oluşturuyor gözümde. O kadar planlı ilerleyip insanların hayatlarıyla oynamaları okuru delirten detaylardı.
Hazem başlarda sert bir karakter olarak görünüyor olsa da duyguları gün yüzüne çıktığında, aşık bir adam olduğunu bilerek okumak çok güzeldi.
Onları ilk defa birleştiren şey Nisyan'ın akademiden kaçmasıydı ve tekrar bir araya getiren olayda buydu.
Her şey rayına otururken yaşananlar beni çıldırttı bu kitap bir seri, serinin ilk kitabı ve yeni çıktı yani devamını beklerken teoriler üretmekten başka çarem yok İkinci kitapta herkes hakkettiği şeyi yaşar umarım ki bu kitaptaki delirmelerim onda rahatlamaya dönüşür.
Bu çifti okumak ister misiniz?
#frezyaneokudu #pr
Dizlerimin bağı tamamen çözüldü, bedenim ağırlaştı. Birlikte yatağın kenarına, halının üzerine çöktük. Beni bırakmak bir yana, daha da sıkı sardı. Göğsümden kopan hıçkırıklar odayı doldurmaya başladı. Bağıra bağıra ağlıyordum.
"Çok canım yanıyor!" diye feryat ettim. "Her şey yalanmış.... Kimsem yokmuş benim!"
"Giyin hemen!" diye bağırdım, hızla arkamı dönerek. Kalbim, yerinden çıkıp zemine düşecekmiş gibi göğsümü dövüyordu. "Resmen ahlaksızlık bu! Yoldan çıkartmak falan!"
"Ahlaksızlık mı?" dediğini duydum, yataktan kalkarken yorganın hışırtısı havadaki sessizliğe yayıldı. "Dün gece kucağımda ateşler içinde yanarken beni bırakma diye yalvarıyordun. Hatta bir ara boynuma öyle sarıldın ki, nefessizlikten öteki tarafa gideceğim sandım. Şimdi mi ahlak bekçisi kesildin?"