Şimdi geriye doğru baktığım zaman, bu tavrımızın aşırı bir tembellikten, uyuşukluktan kaynaklandığını açıkça görebiliyorum. Hiçbir şeyi protesto etmiyorduk, karşı çıkmıyorduk. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın!" diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap etmiyorduk.
Merhum babam bize hep şunu öğütlerdi: 'Kimsenin mutluluğu, bir başkasının elinde değildir. Herkes kendi hayatını, mutluluğunu, hüzünlerini ölene dek sırtında taşır.'