(…)
Peki ya, “anı” gibi duru bir kelimenin o inceliğinin altında şeytani bir şeylerin var olduğunu; unutulmuş gibi görünse de aslında o şeytanın seni hep izlediğini; seni olabileceğin kişiden bambaşka bir yere getirmek, bütünlüğünü bozmak için ayaklarına dolandığını fark ettiğinde etrafını saran ağların içinde debelenmek ne işine yarayabilir?
İşte, kendi kendini tıktığın bir hapishanede boğulmanın karşısında sana bir nefes olabilecek tek şey belki de yalnızca hayal ve kurgu oyunları. (…)