Türk romancılığının zirvelerinden.
Puslu Kıtalar Atlası mı yoksa Amat mı diye sorsalar kesinlikle ikisi arasında kalırım.
İhsan Oktay Anar gibi bir edebi dehaya sahip olduğumuz için ne kadar da şanslı olduğumuzu düşündüğüm bir başka eser daha.
Baştan sona felsefi ve üç hak dine ait metaforlarla dolu,yer yer tüyler ürpertecek kadar gizemli çoğu zaman da Anar'a has mizahi,okuyucunun ağzını açık bırakan harikulade bir kurgu.
Müthiş diyalog ve betimlemelerle bir solukta okunuyor.
Hani bazı kitaplar,film ya da dizi olsun denir ya bence bu roman o tarz kitaplardan değil,olmamalı da zaten.Çünkü bazı defineler hiç keşfedilmemeli.