Ben hiç, doğaya düşen ışık ve gölge gibi tüm renklerin ve duyguların sürekli değişim halinde hızla belirdiği o yüzü seyrettiğim kadar büyük bir heyecanla tiyatroda bir oyuncunun yüzünü seyretmedim.
Başka insanların yüzünde mutluluk veya şaşkınlık ifadesinin dalgalar halinde huzursuz gelgitini görmek beni heyecanlandırıyordu, oysa o korkunç buhran bizzat benim içimdeydi.
"...aklımı oynatmak pahasına, kendime defalarca telkinde bulundum, insan bir kez olsun, bir an olsun aptalca davransa ne olur sanki diye. Ama fazlasıyla belirsiz bir sözcük olan vicdan denen şeyden kaçamıyorsunuz."