Ahh Werther, içimi parçaladın geçtin. Şimdiye dek okuduğum en acıklı imkansız aşk kitabı. Hem akıcı hem de bir o kadar da düşündürücü betimlemeler okurken ruhunuzu sarmalıyor. Gerçekleri de keskin bir şekilde yansıtmadan geçmemiş Werther. Ne yazsam eksik kalır. Bu kitabı alın ve sadece okuyun, hissedin, ağlayın...
Ne mutlu bana; senin uğruna ölüyorum, senin uğruna vazgeçiyorum kendimden. Eğer sana yaşamının huzurunu, sevincini geri verebileceksem, korkusuzca ve sevinçle giderim ölüme.
Senden ayrıldığımda, evinin bahçe kapısından çıktığımda, tam karşımda olurdu hep. Ne büyük bir sarhoşlukla seyretmiştim bu yıldızı! Çoğu kez ellerimi yukarıya uzattım ve onu, o andaki mutluluğumun işareti, simgesi ilan ettim! Daha neler neler var, ah Lotte, bana seni anımsatan; ne yok ki?
Benliğim seninle çevrili değil mi?
"Onlar senin elinden geçti. Tozlarını silmişsin; bin kez öptüm onları, senin elin değdi onlara. Ey gökyüzünün ruhu, kararımı onaylıyorsun! Ve sen, Lotte, araçlarımı sunuyorsun; senin elinden ölmek istiyordum ve şimdi, ah, senin elindir, bana ölümü sunan. Ah, delikanlıyı sorguya çektim. Onları uzatırken ellerin titriyormuş, elveda bile dememişsin.
- Eyvah! Eyvah! Bir elveda göndermedin!
- Beni sana sonsuza dek bağlayan o an, bana yüreğini mi kapadı? Lotte, duyduklarım binlerce yıllık bir zaman geçse bile silinmez yüreğimden!
Öyle hissediyorum ki, seni böylesi bir ateşle seven kimseden nefret edemezsin."