Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanı, Kırgız edebiyatının en etkileyici eserlerinden biridir. Roman, demiryolu işçisi Yedigey’in bir cenazeyi geleneklere uygun şekilde defnetme çabasını konu alırken aynı zamanda Sovyet bürokrasisinin baskısını, yozlaşmasını ve gelenekle modernlik arasındaki çatışmayı da yansıtıyor. Kültürel kimliğin giderek erimesi teması da romanda etkileyici bir biçimde işlenmiş.
Cengiz Aytmatov’un anlatımı hem gerçekçi hem de içinde destansı öğeler barındırıyor. Sarı Özek Bozkırı’nın geniş ve yalnız atmosferi, coğrafyanın büyüklüğünü hissettirirken, insanın içsel yolculuğunu simgeleyen bir mekâna dönüşüyor. Karakterler bu bozkırda geçmişe gidiyor, kendileriyle yüzleşiyor; bu açıdan bozkır adeta bir ayna niteliği taşıyor.
Kitabın etkileyici bir tarafı da sıradan görünen bir hayatın içinde saklı , büyük anlamları ortaya çıkarmasında yatıyor. Yedigey’in kararlılığı ve sadakati, hikâyeyi hem hüzünlü hem de evrensel bir insanlık öyküsüne dönüştürüyor. Okurken insan, ister istemez kendi değerlerini ve toplumun değişen yüzünü de düşünmeden edemiyor.
Her karakterin kendi dünyası ve bu dünyadaki rolü iyi çizilmiş: Kazangap, Sabitcan, Ukubala, Zaripa… Hatta Kazangap’ın ayyaş damadı bile hikâyenin içinde var olmaya çalışıyor. Romanın konusu günlük bir olay olsa da, anlatım biçimi ve karakterler arasındaki bağ sayesinde okuyucunun hafızasında güçlü bir yer ediniyor