Merhaba, incelemeden ziyade içimi dökmek sayılır.
İçimizdeki şeytan… aslında sadece bir kandırmaca, süslü bir laf, iradeni yok saydığın aynı zamanda işlediğin suçu atabileceğin birini ortaya çıkarmaktır ve bu kaçmanın en kolay yoludur. Aslında nefs dediğimiz şey, sen kötülüğü yapıyorsun ama o yaptı diyorsun yani bir çoğumuzun belki sıkıştığında başvurduğu bahane nefs oluyor. Yabancı bir hikaye değil…
Ömer kişisi yani ana karakterimiz, boş konuşan ama kendilerini erdemli ve büyük adam sanan aptal bir tayfa ile takılıyor ve bu hataları yapmasındaki sebeplerden biri de o tayfayla takılması diyebiliriz. Evet bazen onlara karşı çıkıyor ama o da boş konuşuyor ama ne kadar karşı çıkıyor gibi görünsede o ortamdaki içi boş kabadayılığa tutunarak sorumluluk ve onun gibi içi dolu olan asıl işlerle ilgilenmekten kaçan biri… Yani iradesini kullanıp gerçek işlerle uğraşmak yerine böyle manasız ama büyük işmiş gibi kendileri pazarlayanlarla birlikte. Bir de böyle sorumsuz olan Ömer Macide’ye tutuluyor ve bunlar bir şekilde tanışıyor ediyor iş evlenmeye varıyor o fasıllar biraz karışık.
Neyse beraber yaşadıkça bu Macide Ömer’in ne kadar sorumsuz sözünde durmayan yalancı bir adam olduğunu dahası o boş bi tayfa vardı ya oradakileri tanımaya başlıyor ve boş olduklarını görüyor Ömer’in de onların ortamında rahatsız olmaksızın durduğunu ve onlardan olduğunu görüyor. Asıl mesele ise Ömer’in kendinden bile beklemediği saf bir kötülük yapmasıyla başlıyor. İşte o sıralarda suçu içindeki şeytana atan bir adam hala sorumluluk ve iradeye dair bir belirti gösteremiyor. Maalesef
Bu arada yine de büyük konuşmamak lazım insan çok çok çok zor durumlara düşünce nelere başvurabileceğini bilemez. Belki bir çoğumuzda Ömer’den daha beter çirkinlikler çıkabilir. Çaresizlik yani… o hissin dibine ulaşıpta
“Halbuki bugün sonsuz zaman ve mesafenin içinde ben neyim? Bir solucandan, bir ayrık kökünden daha ehemmiyetsiz, daha değersiz, daha lüzumsuz bir mahlukum…”