İstasyonda yalnız annesi ağladı, babası ara sıra yakalıksız gömleğini kurcalamakla ve tren kalktığı sırada kaşlarını çatıp başını hafifçe sallamakla iktifa etti.
O, müziğe diğer arkadaşları gibi bulacakları kocanın seviyesini bir derece yüksek tutmakta yardımcı olsun diye heves etmemişti. Ona evlendikten sonra bir kenara atınca bir genç kızlık elbisesi gözüyle bakmıyor, bütün ömrü müddetince bu ömrün manası olarak yanında götüreceğin yakın bir arkadaş diye sarılıyordu.
Fakat bütün bu sebeplerin yanında, bunlardan daha kuvvetli olarak onu kızdan uzaklaştıran ve hakikatte daha çok yaklaştıran bir şey vardı: Bedri hislerine her zaman hakim olmaya alışmamış bir sanatkârdı. Aşık olmaktan, hakikaten ve deli gibi sevmekten korkuyordu.