Macide etrafındakilerde hoşuna gitmeyen herhangi bir şey gördüğü zaman aklına ilk olarak, Acaba ben de aynı şeyi yapmıyor muyum? düşüncesi gelirdi. Fakat arkadaşların hiçbirinin, ömründe bir defa olsun, kendini böyle bir sualin karşısında bırakmadığını muhakkaktı.
Bir insanın kendisi kadar, kendi düşünceleri, dertleri, korkuları ve noksanları kadar ne meşgul edebilirdi? Halbuki bütün arkadaşlarının gözünde sanki sihirli bir gözlük vardı ve onların kendilerini görmelerine mani oluyordu. Bu kadar ahmakça bir körlüğe başka türlü mana verilemezdi.
Suiniyeti esas olarak kabul eden ve bir insanın dürüst, samimi ve namuslu olabileceğine ihtimal vermeyen bir kimseye karşı kendini müdafaa edebilmenin hazin imkansızlığı onun elini kolunu bağlamıştı.