Sevmek büyür, büyür... başka hayatlara kadar büyür. Camekânların yalnızlığa boyadığı insanlara kadar büyür. Kalabalığın bir keder resmine çevirdiği şehirlere kadar büyür.
Gerçek ise benim şanslı olduğumdu. Ya domuzlarına su bulmak için millerce yürüyen ve kanaması olduğu için ayakta duramayacak kadar sancısı olan çöldeki kız ne olacaktı?
Peki doğum yapar yapmaz vajinası sımsıkı kalsın diye bir bez parçası gibi dikilen kadın ne yapacaktı? Ya da dokuz aylık hamileyken öteki 11 çocuğunu çölde beslemek için avlanan anneye? Veya hâlâ sünnette kişini taşıyan genç bir anneyi ilk bebeğin doğururken ne olacaktı? Annem gibi çölde tek başına doğum yapmaya çalışan kadına ne olacaktı? Ne yazık ki tüm bu soruların cevaplarını biliyoruz çoğu çölde kan kaybından ölecek şanslı olanları ise sırtlanlar ya da akbabalardan önce kocaları bulacaktı.