Fatih

Fatih
Frangar, non flectar
Şimdi Hristiyan dini diye adlandırılan şeyin kendisi, gerçekten de Kadimler tarafından biliniyordu. İnsan ırkının başlangıcından, İsa'nın bedenlendiği zamana kadar herhangi bir zamanda eksik de değildi. Daha önceden var olmuş Hak dininin Hristiyan diye adlandırılmaya başlaması ondan dolayıdır.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hindistan'da baş tanrı üçlüydü ve Yaratıcı Brahma, Koruyucu Vişnu ve Yok Edici Şiva'dan oluşurdu. Brahma yükselen güneşin, diğerleri ise sırasıyla öğle vaktindeki dorukta olan güneşin ve batan güneşin temsilcileriydi.
Sayfa 94·Kitabı okudu
Alıntı
Hindistan'da Tek Tanrı inancı, Aryan işgalinden sonra da devam etmiştir. Vedalar, çok tanrıcılık kisvesi altında Tek Tanrı inancını korumuştur. Ancak bu bir sırdır ve halka açıklanamaz. Sadece dinin ve toplumun yönetici kastı olan Brahmanlara bu sır verilmiştir.
Sayfa 93·Kitabı okudu
Alıntı
Pisagor ve Platon (ikincisi, birincinin doktrinlerinin varisi), Mısır'da, Fenike'de, Hindistan ve Mısır'da seyahat etmiş, Yunan filozoflarının en mistikleriydi. Ezoterik doktrini ve inisiye olanlar ile dünyevi olanlar arasındaki farkı öğretmişlerdi. Platonculuğun baskın doktrinleri, Gnostisizmde bulundu. Zekaların, İlahi Olanın sinesinde çıkışı, Tanrıdan uzak ve maddeye hapsedilmiş oldukları sürece ruhların doğru yoldan sapışı ve acı çekmeleri; Hakikat bilgisine ulaşmak ve Yüce Varlık ile ilksel birlikteliklerine yeniden giriş yapmak için boşa ve uzun süren çabalar; saf ve ilahi bir ruhun, kötü arzuların yeri, irrasyonel bir ruhla birlikteliği, yaratımda başkanlık eden fikirlerin yalnızca eksik bilgisine sahip olan, gezegenlerde yaşayan ve onlarıyöneten melekler ve iblisler; tüm varlıkların, Şefi Yüce Varlık olan zekalar dünyası, ilahi formlar kozmosuna dönüşleriyle yeniden oluşmaları; Pisagor'un kürelerinin müziğinin imgesi olduğu, ilksel yaratım ahengini tekrar kurmanın yegane mümkün yolu, bunlar sistemin analojileriydi
Sayfa 79·Kitabı okudu
hiçbir ezoterik inançta çok tanrıcı bir söylem başat unsur olmamıştır. Semavi dinlerin zuhur etmesine kadar tüm Gizem doktrinleri, çok tanrıcı zahiri görünüm altında, Tek Tanrıcı batıni söylemleri kullanmışlardır. Gerek Orpheus/Dyonisos, gerek Eluisis gizemleri ya da Pisagor/Platon söylemleri, çok tanrıcı bir yapının içerisinde gizlenen Tek Tanrıcı bir inancı bünyelerinde barındırmaktadırlar.
Sayfa 69·Kitabı okudu
Alıntı