Fatih

Fatih
Frangar, non flectar
Ezoterik-Batıni doktrinler, felsefi alanda Panteizm olarak ifade edilir. Tek Tanrılı dinlerde yaratan-yaratılan ikilemi varken Panteizm'de bu ikilem yoktur. Varolan hersey Tanrıdan sudur etmiştir ve onunla özdeştir. Evren ve Tanrı birdir. Tanrı yaratan değil, varolandır ve evrenin toplamıdır. Önsüz ve sonsuz olan Tanrı, Makrokozmos'da da, Mikrokozmos'da da bulunur. Tanrısal Nur'un bir cüzü olan ruh, hiçbir zaman ölmez ve yegane amacı ayrıldığı ana kaynağa, yani Tanrıya dönmektir. Bunun da tek yolu evrensel bir yada olan evrim, yani tekamüldür. Aslolan ruh ve ruhun tekamülüdür. Madde onun kullanıp attığı, bir üst düzeye geçme aracı ve zaman içerisindeki varoluşunun ifadesidir. Tanrısal fışkırmanın neticesinde başlayan ve ancak ona dönüş ile son bulacak olan yaşamda insan, Tanrısal varoluşun bilinen en üst düzeydeki ifadesidir. Ruh-can-beden üçlüsünü barındıran insan Mikrokozmos'tur. Mikrokozmos'un, yani Tanrının özdeşidir.
Sayfa 18·Kitabı okudu
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Vardım diyen yanılır, yolun sonu yine yol...
Kutsal cevabın gerçek anlamını kendilerine saklayan ilk Ezoterik öğretinin yaratıcısı rahipler, sıradan insanların yetersiz bilgileri ile bu cevabı anlayamayacaklarını düşünerek, bir sırlar sistemi oluşturmuşlardır. Ezoterik-Batıni sırların, sadece bu sırları elde etmeye hak kazanan belli bir zümreye verilmesi, bu doktrinin hem zayıf yanını, hem de bugüne kadar ulaşıp günümüz uygarlığının oluşmasında büyük rol oynamış güçlü yanını aynı anda içinde barındırır.
Sayfa 17·Kitabı okudu
Alıntı
"Ezoterik" ya da "Batıni" doktrinde adı verilen bu akım varoluşun, ancak sevgi ile algılanabilecek ve akılcılıkla ortaya konulacak sebeplerini savunan ve yegane hedefi insanın tekamül ederek Kamil İnsan haline dönüşmesi ve böylece Tanrı ile birleşmesi olan bir akımdır.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Alıntı
Ezoterik düşünce bunların üstüne çıkmayı, kutsal kitapları sözleriyle değil, özleriyle yorumlamayı, "iman"ın "akıl"a aykırı olmayacağını ve insanların akillariyla doğruluğunu kabul edemeyecekleri bir takım olay ve buyruklara inanmak zorunda bırakılamayacağını ifade eden bir akımı temsil etmiştir. Ancak bu akım, dinin özünü değil de şeklini anlayabilenler tarafından daima reddedilmiş, bu akıma taraftar olanlar dinden çıkmakla her zaman ve her yerde suçlanmıştır.
Sayfa 10·Kitabı okudu
Alıntı