Jön Türklerin fikirlerinin kaynağını İnsan Hakları Beyannamesi'nin esasları teşkil ediyordu. Zaten Hürriyetin, savunuculuğunu yapagelen Mason örgütleri 18'inci yüzyıldan itibaren İnsan Hakları Beyannamesi 'nin
temel hükümlerinin savuculuğunu da üstleniyordu. Özgürlük kavramının uluslararası egemenliğini tesis etmek amacıyla çaba sarfedegelen Masonlar, daha önce zorunlu olarak dinsel taassupla karsı karşıya kalmış, Papalık makamı tarafından mahkum edilmişti. (1738-1751).
Bu nedenle de Masonluk, kiliselerin hükmiyet ve nüfuzunu kırmaya
yöneldiği için giderek bir ihtilal örgütü niteliği almaya başlamış bulunuyordu. Nitekim bu aşamada Masonluk en Liberal yönetime sahip bulunan İngiltere'de rahat faaliyette bulunabiliyor, başta Londra
olmak üzere buradaki ticaret kolonilerini oluşturan varlıklı tüccarların ekonomik desteğini kazanıyordu. Tüccarlar Oligarşisinin ekonomik desteği ise Mason örgütlerinin 1789 İhtilalinde etkin ve belirleyici bir rol oynamasına yol açıyordu.