En ilkel savaş, insanlar arasındaki kanlı savaş, en ürkütü cü savaş ise cehaletle yapılan savaştır. En uzun savaş ise sürekli savaşacak bir düşman yaratmaktır. Aslında savaşçı ile düşman
her zaman aynı paranın iki yüzü gibi bir aradadır.
Küresel virüs salgını günlerinde insanlık adına verilen savaş, "kadim bilgilerle donanmış bir barış savaşçısı" olmayı gerektirir. Bu tür barış savaşçıları görünmez, hatta işitilmez olup insanlığın düşmanını yenme yolunun farkındalık-kabul-şefkat ve neye, nasıl tepki vereceğini bilmekten geçtiğini bilirler. Kabul, olana boyun eğmek ya da olanı onaylamak değildir.
Kabul, olanı olmasını istediğimiz gibi görmekten vazgecip olduğu gibi görebilmektir. Bugün önümüzdeki gerçek, çok iyi tanımadığımız bir virüsle yüz yüze olduğumuz gerçeğidir. Bu virüs hakkında hızlı karar vermek bizi yanıltabilir. Bilmediğimiz bir seyir gösterebilir. İyileşmenin ardından iyileşen kişiler yeniden hasta olabilir ya da sönmeye yüz tutmuş virüs mutasyon aracılığıyla alevlenip yeni bir dalga olarak geri gelebilir. Bilinmeyenle karşı karşıya olduğumuz gerçeği bir kabuldür. Onun nereden geldiği geçmişle, nereye gideceği ise gelecekle ilgilidir.
Farkındalık geçmiş ve geleceği göz ardı etmeden anda kalabilmek ya da yaşanan anın kendisi olmaktır. Bu bağlamda korona farkındalığı, virüsün geçmiş öyküsü ya da gelecekteki olası seyrini göz ardı etmeden, ancak geçmişe ya da geleceğe ait düşüncelere de kapılmadan, bugün yapılabilecek olanın adını koyabilmeyi ve bugünün gerçeğine göre harekete geçme yi gerektirir.
Unutmayalım ki korona günleri, tüm felaketler gibi bir gün bitecek. Bu günler bittiğinde hepimizin kendimize ve birbirimize soracağı bir soru olacak: “Korona günlerinde ne yaptın?" Korona gibi felaket günlerinde zaman durmaz. Zamanla yarış durur. Zamanla yarışı durdurup yaşanan anda kalmak, yalnızca bu günlerin çabuk bitmesini istemek ve hayata bırak tığımız yerden devam etmeyi beklemekten fazlasını gerektirir zor zamanlar. Bu tür günler insanın yaşamı içinde önemli bulduğu amaçlar ve kişiler için harekete geçtiği, yani değerlerini fark edip değerleriyle uyumlu yaşamayı öğrendiği zamanlara dönüşebilir. Kaygılı düşünce üretmek yerine kendi değerlerinizle uyumlu davranış üretmek için hayatlarınızda sizin için önemli olan kişiler ve ilkeler için ne yaptığınızı ve ne yapabileceğinizi gözden geçirme zamanıdır korona günleri. Belki de hayatın amaçları ile araçlarını birbirinden ayırmayı öğrendiğimiz günlerdir evlerimizde geçirdiğimiz zamanlar.
Bırakın hayatlarınız gibi duygularınız da sizlere rağmen değil, sizlerle birlikte aksın. Bana bugün bir insanın gücünün neyle ölçülebileceği sorulsa muhtemelen istemediği koşul ve duygularla birlikte
Korona günleri, her gün karşılaşmaya alıştığımız sıradan travmalardan biri değil. O nedenle kendinize, "Ben kendimi dayanıklı, güçlü zannederdim. Nasıl oluyor da bu kadar çaresiz ve çökkün hissediyorum?" gibi şeyler söyleyerek haksızlık etmeyin. Unutmayın ki sizler değil, içinden geçtiğiniz günler anormal. Tuhaf olan bunca insan acısı içinde hiçbir şey olma mış gibi yaşamak olurdu.
Enteresan, çünkü sevdiklerimize sevgimizi uzak durarak gösterdiğimiz bir zaman dilimi oldu korona günleri. Sevginin insan yaşamlarına bazen insanın bilmediği yollardan girdiğini söylerim her zaman.