Erken yaşta evlenmekte tereddüt etmeyelim ama bunun için çeyizden ve başlık parasından vazgeçmek gerekebilir. Bu yüzden eşi ona göre seçmek lazım. Eğitimine devam edip geç evlenen kadınların evde kalma olasılığı daha yüksek olacaktır. Tıpkı bir sera meyvesi gibi hareketsizlik, havasızlık. .. Korse kullanan genç kızlar hamileliğe uygun olmazlar. Doktorlar uterusun rahatsız edici derecede sıkıştırılmaması konusunda hemfikirler. Daha acısı, yatılı okulda pansiyondayken hazır gelen muhteşem yemekler vardır, yorulmalarını gerektirecek bir durum olmaz; akşam operaya giderler, romantik kitaplar okurlar. Okulu bitirdikten sonra tüm bu rahatlığın hayatından çıkması genç kızın olumsuz etkilenmesine neden olur. Bu sosyetik kızların dünyadaki acılar hakkında ne kadar az malumat sahibi olduğunu tahmin bile edemezsiniz. Ayrıca dünyanın gerçeklerinden uzak, kapalı bir çevrede, modern dünyada yetişmeleri ileride gerçek hayatla karşılaşınca tüm fikirlerinin yerle bir olmasına sebep olur. Kesinlikle işçi ailelerin kızlarından daha az beceriye sahip olduklarını söyleyebiliriz.
Henüz seveceğimiz kadına karar vermemiş, "sevmeyi sevdiğimiz" dönemlerdir. Genç bu dönemde coşkulu, dışa dönük, savurgan, tutkulu bir dönem yaşar. Ama maalesef hayatın bir dönüm noktasına gelmiştir. Bu coşkunun bir yerlere akması gerekir. Bu enerji doğru yere
kanalize edilmezse yanlış sapkınlıklara dönebilir. Erdem ile kötü alışkanlıklar arasında gidip gelen Herkülümsü enerji bu dönemde ortaya çıkar. Tercih edilen taraf hangisi olursa olsun çok hararetlidir. Gençlerin çoğunluğu açısından tercih bellidir. Eğitime nefret, içler acısı örnekler, sağlıksız, nefes alınamayan ortamlar, iradeyi zayıflatan, hayalleri körelten çevreler neredeyse oralara takılır. Çabayı bıraktıkları anlamına gelmez çünkü ortada çaba yoktur zaten. Diğer yandan pembe hayallerle yaşadığı bu ortam çalışmaktan daha eğlencelidir ve daha az çaba gerektirir. İş başa düşünce öğrencinin ertesi güne ertelediği gibi, genç de pembe hayallere kapılıp güzelim zamanını boşa harcar. Peki kaç genç gerçekten pembe romantik bir hayat yaşıyor? Sevgiliye yüksek sesle güzel sözler söylemeler hiçbir zaman yeterli görülmez. Hayatın bu şekilde devam etmeyeceği bellidir. Ayrıca on sekiz yaş gençliğinin hayalleriyle karşılaştırılınca bizim romancılarımızın romanları ne kadar da soluk, renksizdir!