FAİTH DEEP

FAİTH DEEP
Sahafda kitap kokuları ve aktarda baharat kokuları arasında beyaz mavi gömleği vişne lekeli, bir devleşen bir cüceleşen derviş müsveddesi insan.
Iskaladıklarımız dönüştü ıskartaya. Pürüsüzlüğü gitti es geçtiklerimizin. Zaman hep o yönden akmadı. Bir de şöyle böyle Şövalye mızrağında döndü aktı. Atlı karınca gibi, Katlı güller karanfiller gibi.. Zaman yakamıza gökyüzünden düşme bir tüy taktı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Derin ve sarp
Yarımda eksik kalan şey; * bir sendir!.* İşte sensizlik dediğimiz bu uçurumdur.
Hayatımıza bazen bazı kişiler gelir gitmez, gelir geçer, gelir esmez, gelir gider. Kimi leke bırakır, kimi iz. Kimi hiç hiç gelmemiş gibi imzasız. Kabukta kalanlar.. Öze değenleser derindeler. Kimi bir gecelik uykuya daldıran masal gibi. Uyandığında olmayan. Rüya olan, hayal olan, gerçek olan, var-yok arası olan, ve hiç olmayan (olamayan).
Anlam bir öncelik meselesidir.
Sevdayı arabanın başına koyarsın *araba sevdası* olur. (Recaizade Mahmut Ekrem). Sonuna koyarsın *sevda arabası* olur. Kelimelerin yeri değişince bile anlam değişir, farklılaşır. İnsanda böyledir. Kelimeler gibi. Öncelendiği ya da öncelenmediği, önemsendiği ya da önemsenmediği, sonraya ya da sona bırakıldığında anlamı değişir, farklılaşır. Ya daha bir derinleşir, değerlenir, kökleşip güzelleşip anlam kazanır, ya daha da sığlaşır, kabuk dışına çıkar, değersizleşip çirkinleşip anlam kaybeder. Anlamını bulamayan, anlamsızlaşıp değersizleşen insan da yerini değiştirsin. İnsan kelimeler gibidir dedik, daha ileri insan hatta cümle alem gibir. Gerekirse alemini (gönlünü), çevresini değiştirsin. Bazı şeyler yer değiştirerek gelişir.
Çeyrek ve seyrek
Ömürlerimiz tam bir tur atamamış çeyrekte öylece durmuş saat gibi. Hâlbuki yaşanası ancak yaşanamamış koskoca bir hayatın kıckacında zamanın israfı içinde tükeniyoruz. Yaşamlarımız nekadar seyrek. Toprağa tohumlar serpistirip tohumların çatlamadan çürümesi, neşve bulmaması gibi.