Ne anlatırsan anlat.. Ne söylersen söyle.. Anlattığın kadar değil, muhatabının anladığı kadar anlattıkların. Gözünü sevdiğim idrâk öyle mi oysa. İdrâk bir başka. İnceden inceye derinliklere vardırır anlamı. Şimşirden bir tarakla uzun saçları eline alıp yumuşak yumuşak taramak gibidir idrâk!.
Hep yeşil tabut.. Bazen masmavi gökyüzü tabutum olsun istiyordum. Hep selvi ağaçları değil, mavi ladin ağaçları da olmalıydı bu mezarlarda. Bu mezarlarda zira hep ölenler yoktu. Ölmeyen aşıklar da vardı. Aşıklar maviyi pekiyi severlerdi.
Iskaladıklarımız dönüştü ıskartaya.
Pürüsüzlüğü gitti es geçtiklerimizin.
Zaman hep o yönden akmadı.
Bir de şöyle böyle
Şövalye mızrağında döndü aktı.
Atlı karınca gibi,
Katlı güller karanfiller gibi..
Zaman yakamıza gökyüzünden düşme bir tüy taktı.