Sen uzaklara gitmek dilersin. . Kendinden uzaklaşmak mıdır maksadın. İçinde bu yakınlık varken sana uzaklık yok. Nereye gitsen, nekadar uzak gitsen omuz çantan gibidir o yakınlık. Herşeyden herkesten uzaklaşabilirsin de kendinden, iç gerçekliğinden kaçabilir misin.
İnsanın içi dışındaki doğayla bağını koparmamalı. O bağ koptuğunda insanın doğallığı kalkıyor. Hâlbuki doğa insan tabiatının aynalarıdır. Aynası kırılan insan, aynasız kalan insan kendi süret ve siretini göremeden ölüp gidecek mi. İçini dışta kaybetmiş, kendini yitirmiş aval aval bakan zavallı olarak yaşamak. Doğa ilahi olanın insana sunulmuş tecessünümleridir.
Bir ağacın kesilen gövdesinde halkalar vardır. Bazısı kalın bazısı ince çizgiler halindedir bu halkalar. İşte bu bakışı fotoğrafladığımızda, bu anlamı aynalaştırarak avucumuz içine aldığımızda artık o anlam ruhumuzun kapsam alanındadır. Mesela o ince halkalar zor geçen yılları yansıtır. İnsanda da böyledir.. Zorluklar insanı yontar, kabalığını, katılığını, pürüzünü alır.. İnceltir hasılı. İnce fikirli, derin bakışlı, güzel kalbli olur. Bu incelik, detayında zarafet taşır.
Dün mesai bitiminden sonra ortaöğrenim bir kız öğrencimizin okul servisinden indikten sonra karşı yönden gelen işçi servisinin çarpması sonrası vefat ettiği haberini almıştım.
Ve bugün yoklama defterine ne yazılır şimdi diye içime soğuk bir yokluk hançeri saplanıp kaldı. O öğrencimiz artık dünta hayatında yoktu.. Dün vardı bugün yok. Dünya fani.. Hayat kısa... Varlık yokluk masal değil hakikat! Sevdiklerinize daha bir sıkı sarılın ve kırmayın.
..