İnsan.. Küçük küçük adımlarla yürür. Bazen kalbi hızla çarpar, koşar. Hepsi bu. Uçamaz.. Gökyüzünde bir kuş, okyanuslarda bir balık olamaz.. Ruhu Yüceden olan insan yeryüzünde kum saati gibi öyle böyle çevrilir evrilir durur. Sonsuzluk ruhuna, ruhu beden kafesine hapsolmuş.. Bakışımızı maviye azade ederiz bu sebebten.
Modern dünya, bireyi sonsuz bir konfor vaadiyle kendi inşa ettiği fildişi kulelerine hapsederken, ruhu dış dünyadaki acılara karşı nasırlaştıran bir düzen kurmuştur.
Kur'an-ı Kerim'de yer alan "Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın" (Lokman, 33) ikazı, tam da bu teknolojik sahte cennetlerin içinde kaybolan insana, üzerinde yürüdüğü zeminin kayganlığını hatırlatan ilahi bir tokattır.
Bugünün insanı için dünya hayatı; ekranlardan akan trajedileri birer estetik veri gibi tükettiği, kendi rahatını bozmayan her zulmü "görmezden gelerek" yok saydığı karanlık bir panayırdır. Oysa ayetin işaret ettiği "aldanma" hali, tam olarak bu konforlu duyarsızlığın kendisidir. Sahip olduğumuz imkanları birer sorumluluk değil de yalnızca tüketilecek birer hak olarak gördüğümüzde, kalbimiz o manevi uyuşmaya teslim olur. Görmezden gelmek, bir trajediye sırt dönmek onu ortadan kaldırmaz; aksine zulmün karanlığını, sustuğumuz her an biraz daha büyütür. İslam'ın özündeki mesuliyet bilinci, konforun gölgesinde uyumayı reddedip "iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma" onu ortadan kaldırmaz; aksine zulmün karanlığını, sustuğumuz her an biraz daha büyütür. İslam'ın özündeki mesuliyet bilinci, konforun gölgesinde uyumayı reddedip "iyiliği emretme ve kötülükten sakındırma" iradesini kuşanmayı gerektirir. Nihayetinde, bizi dış dünyadaki feryatlara karşı sağırlaştıran bu suni refah, ayetin uyardığı o büyük yanılgının en acı meyvesidir. Hakikat, ancak bu sahte konfor perdesi yırtıldığında ve vicdanın sesi teknolojik gürültüyü bastırdığında tecelli edecektir.
Ruh kendine dinginlik veren uçsuz bucaksızlığı sever. Ondandır beden kafesinde daralan ruh uyumamızı fırsat bilip sınırlarının dışına çıkıp rüya alemine gidip gelerek kendini yeniler.