Fatih Tosun

Özgün bir benlik, başkalarından etkilenmeden tutarlı ola­bilmekle edinilir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Oynanmıyormuş gibi oynanması gereken, oyuncuları­nın saklanabildikleri kadar saklandıkları, her iki tarafın da ken­disini habersiz yaptığı bir oyun oynuyorduk. Bildik sözcükler kullanıyor ama onlara yeni anlamlar yüklüyor, sıradan anlam­larla şifreli anlamlar arasındaki gerilimli alanda yürüyorduk.
Böylesi bir hızla aşık olunuyorsa, bunun nedeni belki aşık olmak arzusunun, aşık olunan kişiden önce gelmesidir- gereksinim, kendi sonucunu doğurmuştur. Aşığın ortaya çık­ması önceden duyulan (ama hemen bütünüyle bilinçaltında ya­tan), birisine aşık olmak gereksiniminin ikinci bir evresidir yal­nızca - aşk açlığımız o birisinin özelliklerini şekillendirir, arzu­larımız onun üzerinde billurlaşır.
Sayfa 20·Kitabı okudu
Her aşık oluş (Oscar Wilde'a kulak verecek olur­ sak) umudun kendini bilmişliğe karşı zaferidir. Kendimizde gördüklerimizi, onda görmemeyi umarak aşık oluruz - yani korkaklıklarımızı, zayıflıklarımızı, tembelliğimizi, sahtekarlık­larımızı, verdiğimiz ödünleri ve aşırı aptallıklarımızı. Sanırız ki seçtiğimiz kişinin çevresine aşk kordonunu sarınca içindeki tüm hatalardan arınacak ve tabii sevilesi olacak. Kendimizde göremediğimiz mükemmelliği buluruz ötekinde ve aşk yoluyla onunla birleşerek, (öyle olmayacağını bile bile) insanoğluna olan şüpheli inancımızı korumaya çalışırız.
Sayfa 19·Kitabı okudu
"İnsanların asıl yüzünü görmek hem kolay, hem de bir işe yaramıyor," demişti Elias Canetti, başkalarında gereksiz ye­re kabahat bulmamıza ilişkin.
Sayfa 16·Kitabı okudu