Aşkın çılgınlığı, aşık olunan kişinin özündeki normalliği görmeyi reddetmesinden bellidir. Benim aşkımın başkasına sıkıcı gelmesi bundandır işte. Onlar o kişide, sıradan bir insandan öte ne görürler ki?
Güzellik mi aşkı doğurur, aşk mı güzelliği? ... Etrafımızdaki sayısız insanın arasında arzumuzun neden özellikle bu yüz, bu ağız, burun ya da kulak üzerinde odaklandığını, boynunun kıvrımı ya da yanağındaki gamzenin mükemmellik ölçütlerimizi nasıl böylesi kesin bir biçimde tatmin edebildiğini merak edebiliriz. Aşık olduğumuz insanlar güzellik sorunsalına dair farklı çözümler getirirken, bir yandan da aşk estetiğimizi, üstelik suratlarının haritası kadar özgün ve özel kılacak biçimde yeniden şekillendirmeyi başarabiliyor.
Karşılıksız aşk ızdıraplıdır ama en azından emin bir şeydir, çünkü insan kendisinden başka birini incitme tehlikesine düşmez, tek taraflı ızdırabın acı-tatlı bir tarafı da vardır aslında. Ama aşk karşılığını bulduğunda, insan tek başına acı çekmenin edilgenliğini terk ederek bir başkasını da üzebilmenin sorumluluğunu üstüne almak zorunda kalır.
Rahat insanlar, kendi halini fazlasıyla düşüneniere kıyasla ne kadar şanslıdırlar, özne/nesne ayrımını düşünmedikleri gibi, sürekli bir aynanın varlığını ve kendilerini sorgulayan bir üçüncü gözün temel benliği sürekli gözlediğini, değerlendirdiğini ya da salt baktığını hissetmezler.