Büyük şehrin karmaşasından kaçıp kendilerine sakin bir hayat kurmak isteyen sevimli tilki kardeşler Ted ve Nancy, gözlerini "Gaddar Orman" adında tuhaf bir yerde açarlar. Buranın güvenli ve huzurlu bir sığınak olacağını umarlar ancak çok geçmeden bu ormanda yaşayan hiçbir canlının "normal" olmadığını fark ederler. Hele ki ormanın kibirli ve hırslı Belediye Başkanı Sebastian Gümüş’ün sinsi planları ve "Parıldayan Fındıklar" işin içine girince, olaylar tam bir kaosa sürüklenir. Ted ve Nancy, bu çılgın yeni komşularla baş etmeye çalışırken kendilerini hem komik hem de heyecan dolu bir hayatta kalma mücadelesinin tam ortasında bulurlar.
Oğlumla birlikte okumak için aldım. Akıcı ve eğlenceli bir kitap. Dostluk ve dayanışmanın önemini, korkuların üstüne gitmeyi ve cesaret duygusunu o kadar samimi bir dille anlatmış ki, biz okurken hem çok eğlendik hem de içeriğini çok başarılı bulduk.
Gerilim ve korku türü kitapları tercih ettiğim için beklentim yüksekti ve karşılığını aldım. Atmosferin karanlık yapısı kurguyla güzel birleşmiş. Dili çok akıcı, olayların içine çekmesi uzun sürmüyor. Hikaye hiç tıkanmadan ilerliyor, merak unsuru son sayfaya kadar devam ediyor. "Acaba ne olacak?" diye diye bir solukta okudum.
Karanlık, sandığımız gibi ışığın yokluğu değil; insanın içindeki boşluktur."
John Connolly’nin kaleme aldığı Karanlığın Fısıltıları, okuyucuyu klasik polisiyenin sınırlarından çıkarıp gotik ve metafizik bir korku atmosferinin tam kalbine bırakıyor. 468 sayfalık bu hacimli eser, sadece bir "katili bulma" hikâyesi değil; insan ruhunun en derin, melankolik ve karanlık dehlizlerine yapılan psikolojik bir yolculuk niteliğinde.
Küçük bir kasabada iki yaşındaki Henry Clark’ın bir sabah gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasıyla başlıyor. Arkasında yalnızca açık bir pencere ve kanlı bir battaniye bırakan bu kayboluş, tüm kasabayı sarsıyor. Ortada zorla girildiğine dair hiçbir iz bulunmaması, okları hızla kederli anne Colleen Clark’ın üzerine çeviriyor. Medya ve polisin "Bir anne kendi çocuğuna bunu yapabilir mi?" sorusuyla Colleen’i köşeye sıkıştırdığı ve kasaba halkının gözünde çoktan suçlu ilan edildiği o kritik anda sahneye eski bir polis dedektifi olan Charlie Parker çıkıyor.
Geçmişte karısını ve kızını korkunç bir şekilde kaybetmiş olan özel dedektif Parker, taşıdığı bu büyük travma nedeniyle davayı tamamen içselleştiriyor. Colleen’in gerçekten masum olup olmadığını araştırmak için kasabanın sessizliğine sızan Parker, derinlere indikçe sarsıcı bir gerçekle yüzleşiyor: Bu olay basit bir çocuk kaçırma vakasından çok daha fazlasıdır.