Bey Efendi, bu zavallı hayvan, yirmi dört yaşını bulmuş gibidir. Aşağı yukarı insanların altmış, yetmişliği demektir. Nasılsa elime geçti. Benim bir de beş yaşında genç bir dişi eşeğim var. Döl yetiştireceğim. İzahı lüzumsuzdur ki dünya değişti. Zamanın her şeyinde bir başkalık olduğu gibi dişi eşekler bile cilveli. Şu zavallı eşeğin tüyleri dökülmüş, kemikleri meydana çıkmış, arta kalan tüylerinde bir parlaklık kalmamıştır. Tecrübelerimin neticesine göre buna hiç bir genç dişi eşeğin rağbet göstermeyeceğini çok iyi bilirim. Bugün vernikli boya ile boyadım. Bir buçuk senelik sıpa gibi parlaklaştı. Yarın attar ... Ağa'nın şeytan boklu macunundan alarak yemine karıştıraca ğım. Tabii at gibi kişnemeye, harekete başlayacak.
Boyamadan önce şaplı ve latronlu su ile yıkadım. Bir defa daha şaplı su ile yıkar ve biraz da içirirsem her tarafı davul gibi görülecek, tembelliğini kaybedecek ve dişi eşeğin şehvetini çekecektir.»
Bey yüzüme hayretle bakıyordu. Dedi ki.
«-Aynalı Sultan, ı nazursun, şu yaptığın akıllı işi değil...» Ben cevap verdim:
<<- Efendim, neden öyle olsun. Bir çok ihtiyar insan bile benim şu eşeğime yaptığım muameleyi, kendi nefislerine yapıyorlar. Eşek idrak sahibi olmadığından boyadan birdenbire aldanır, kendini eşine sunar. Halbuki idrak sahibi olan insanların dişisi bu gibi şeylere aldanmayacağından bu çeşit işi yapanlar dişileri değil, kendilerini aldatıyorlar. Şu halde insanlar benden daha akıllı değil. Gençlik iksirine gelince insanın hayatı devrelere taksim edilmiştir. Gençlik zamanında iksir çok işe yarar, fakat olgunluk çağına gelmiş bir ihtiyara verilen gençlik iksiri şahsın tabii ömrünü tehlikeye sokar. Bu açık bir hakikatken bir çok ihtiyarlar gençlik iksiri kullanıyorlar. Şu halde benim eşeğin gençlik iksiri kullanmasında bir anormallik olmasa